Ana Beslenme Maddeleri,temel besin maddeleri,zengin besinler,Demir eksikliği,Lipitler,Proteinler,Karbonhidratlar » By admin » Sağlık,Bitkisel Çaylar

Ana Beslenme Maddeleri

ANA BESİN MADDELERİ

Karbonhidratlar

Bütün ülkelerde karbonhidratlar, hücre enerjisinin ana kaynağıdırlar (özellikle sinir hücreleri için çok önemlidirler) ve beslenmenin temel maddesini oluştururlar. (Avrupa ülkelerinde günlük beslenmede yüzde 50, Uzakdoğu’da ise yüzde 90). Bu maddelerin günlük toplam kalori gereksiniminin yüzde elli kadarını karşılamaları (24 saatte her kişi kg başına 4-7 gr karbonhidrat almalıdır) gerekir.

Karbonhidrat bakımından zengin besinlerin başlıcaları buğday, pirinç gibi tahıllar, nişastalı bitkiler (patates) ve şekerlerdir. Polisakaritler ile suda çözünebilen şekerler arasında belirli bir denge olmalıdır.

Kanda glikoz düzeyi düştüğünde (hipoglisemi), organizma iki biçimde tepki gösterebilir: Karaciğerde depo edilmiş glikojen kullanılmaya başlanır ya da aminoasitlerden şeker (glikoz) yapılır.

Kötü beslenmelerin başlıca nedeni cehalete dayanır. Dünyanın her yöresinde, bölgelere uygun çeşitli maddelerle, kötü beslenmenin bir dereceye kadar önüne geçilebilir. Ama, her şeyden önce, ana-babalara çeşitli besinlerin besleyici değerleri konusunda bilgi verilmelidir.

Kan glikoz düzeyini yükselten beş hormon vardır:

— adrenalin ve glükagon (glikojen kataboliz-masım yükselterek);

— kortikosteroyitler (aminoasitlerden glikozun yeniden sentez edilmesini sağlayarak);

— tiroyit hormonu ve büyüme hormonu (so-matotrop hormon); bu ikisinin rolü fazla önemli değildir.

Kan glikoz düzeyinin düşmesiniyse, tek bir hormon sağlar: Pankreastan salgılanan insülin. İnsü-linin başlıca görevi, hücrelere glikoz girmesini sağlamaktır. Ayrıca, fazla şekerin karaciğerde glikojen halinde depo edilmesini de sağlar. Salgılanmaması ya da eksik salgılanması, şeker hastalığına yolaçar.

Proteinler

Canlı yapıların ana maddeleridir. Proteinler,

çeşitli enzimlerin ve kalıtım gerecinin temelini oluşturan nükleoproteinlerin birleşimine katılan yapı taşlarıdır. Ayrıca hücreler de, ana madde olarak bunlardan oluşmuşlardır. Karbonhidrat eksikliği durumunda karbonhidratların yerini doldurabilen enerji verici maddelerdir. Normal kan protein düzeyi 7 % gr kadardır. Organizmada protein depoları bulunmaz. Bu nedenle, beslenmede protein eksikliklerinde, kasların büyük bir hızla eridikleri görülür.

Normal bir insanın günlük en az protein gereksinimi kg başına 0,20-0,50 gramdır. Günlük en çok miktarsa, daha yüksek normal etkinlik gösteren bir erişkin için kg başına 120-150 gr’dır (yani toplam kalori alımının yüzde 10-15′i). Özetlersek, protein gereksiniminin,, normal boyutlarda bir erişkin için günde 100 gr kadar olduğunu söyleyebiliriz. Gereksinim gelişme çağında, gebelik ya da nekahet dönemlerinde artar. Günlük beslenmede alınacak proteinin belirli bir bölümünün, hayvansal protein olması zorunludur. Ne var ki, dünya nüfusunun üçte ikisi, bu gereksinimi karşılayamamaktadır.

Normal bir beslenme sırasında sayıları 30 kadar olan ve organizmanın sentez mekanizmasında çok önemli bir rol oynayan aminoasitlerden bir bölümünün mutlaka alınması gerekir. Sentez için zorunlu olan başlıca aminoasitler şunlardır: Lösin; izolösin; valin; metyonin; tironin; lizin; fenilala-nin; triptofan.

Lipitler

Lipitler, sentezi karbonhidratlardan ve besinlerle alman yağlı maddelerden yapılan beden yağlarıdır. Küçük miktarları büyük bir enerji deposu kapsar. Sağlam bir erişkin, bedeninde depo edilmiş lipitler sayesinde, hiç bir şey yemeden yaşamını bir ay kadar sürdürebilir: Günlük beslenmede, 1/3 oranında bitkisel yağ (sözgelimi mısırözü yağı) bulun-nası gerekir.

Avrupa ülkelerinde çok sık raslanan hayvansal yağların aşırı kullanılmasına bağlı beslenme dengesizlikleri, damar sertliklerinin ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı etmenlerden biridir. Buna karşılık bitkisel yağlar, taşıdıkları yağda çözünebilir vitaminlerin ( A,D,E, K vitaminleri) de yardımıyla, damar sertliğini belli bir ölçüde önleyebilmektedirler.

ÖTEKİ MADDELER

Mineraller

İnsan bedeninin sodyum, potasyum, demir ve kalsiyum gibi çeşitli minerallere gereksinimi, miktar olarak oldukça düşüktür; ama hiç değilse başlıca minerallerin bu miktarların altında alınması, ciddi bozukluklara yolaçabilir.

Sodyum

Besinlerle organizmaya yeterince giren sodyum (tuz) miktarına, insanlar da yemeklerine tad katmak için günde 5-10 gr eklerler.

Kan sodyum düzeyi 320 % mgr gibi değişmez bir değerdir. Bu nedenle, kan sodyum düzeyinde ortaya çıkabilecek düzensizlikler, hücre metabolizmasında su düzensizliklerine yolaçar.

Magnezyum: Magnezyum eksikliği, sinir bozukluklarına yolaçar.

Organizmaya giren birçok metal, aşırı miktarlarda alınırsa zehirlenmelere yolaçar. Bunlar içinde en sık görülenleri arsenik ve kurşun zehirlenmeleridir: Bazı mesleklerde çalışan kişilerde çok sık raslanırlar.

Su

Su, yaşam için en gerekli maddedir. Toplam beden ağırlığının yüzde 70 kadarını oluşturan su, organizmaya katı (1 litre) ve sıvı (1 litre) maddelerle girer. Ayrıca, metabolizma sırasındaki kimyasal tepkimelerle besinlerin yanması sonucu 300 gr kadar da beden içinde üretilir. Su, bedenden su buharı halinde (solunumla akciğerlerden ve deri yoluyla) ya da sıvılarla (ter, sidik, dışkı) atılır. Atılan* suyun hacmi, alman sıvı miktarına göre değişmektedir. (Koşullar ne olursa olsun bir günde atılan en az su miktarı 500 mlt’dir. Bu değer asla daha düşük olamaz.)

Bedendeki su, organizmanın sıvı sistemlerinde iki biçimde dağılmıştır: Hücre içi su (beden ağırlığının yüzde 50’si); hücre dışı su (beden ağırlığının yüzde 20’si). Hücre dışı su da, hücrelerarası su (yüzde 5Î ve damar içi su (yüzde 15) olarak ikiye ayrılır.

Hücre içi ve hücre dışı sularda, erimiş olarak önemli miktarlarda iyonlaşmış mineraller, klorür, bikarbonat, sülfat ve fosfatlar bulunur. Bu maddeler, geçişme basıncını düzenleyerek hücre zarının her iki yanındaki su akımlarını dengelerler.

Plazmadaki elektrolit düzeyi değişmez bir değerdir; normal koşullarda beden suyunda bulunan iyonların sayıları bellidir (litrede 310 miliosmol).

Hücre zarının iki tarafında sürekli bir iyon alışverişi olur. Bu mekanizma hücre zarında elektriksel kutuplaşma (polarizasyon ve depolarizasyon) olaylarını gerçekleştirmektedir.

Polarizasyon ve depolarizasyon mekanizmasında, su sürekli olarak yoğunluğu az olan bölgeden yüksek yoğunluklu bölgeye akar. Bu akım, sodyum ve potasyum iyonlarının bölgelerdeki değerlerine bağlıdır. Sodyum iyonları hücre içinde, potasyum ise hücre dışında bulunur.

Vitaminler

Vitaminler, organizmanın kendi yapamadığı ve onlar olmaksızın yaşam işlevlerini sürdüremeyeceği maddelerdir.

Fiziksel ve kimyasal özellikleri bakımından iki gruba ayrılmış olan vitaminler, çeşitli metabolizma etkinliklerini düzenlerler.

Suda çözünen vitaminler

Suda çözünebilen bu vitaminler, barsaklarda çok kolay emilip, sidikle çok kolay atılırlar.

Yağda çözünen vitaminler

Yağda çözünen bu vitaminlerin emilmesiniyse, yağlı ishalle birlikte barsak bozuklukları büyük ölçüde engelleyebilir (emilim bozukluğu). Sidikle de dışarı atılmayan bu maddeler, fazla alındıklarında, aşırı vitamin alımına bağlı hastalıklara neden olurlar.

Vitamin gereksinimi

Genel olarak vitaminler organizmaya çeşitli besin maddelerinin içinde girerler. Günlük beslenmedeki maddelerin vitamin kapsamamaları ya da bedene girmiş vitaminlerin barsaklardan emilme-meleri (B12 vitamini ve yağda çözünen vitaminler), vitamin eksikliği hastalıklarına yolaçar. Bazı fizyolojik durum değişikliklerinde, sözgelimi büyüme dönemi, gebelik ya da emzirme gibi dönemlerde, vitamin gereksinimi artar.

Beslenme rejiminde yapılacak değişiklikler de vitamin metabolizması üstünde önemli rol oynar. Sözgelimi bazı ülkelerde, aşırı alkol düşkünlüğü, Bl vitamini metabolizmasının bozulmasına yolaçan bir etmendir.

Vitaminler bedende depo edildiklerinden, vitamin eksikliği belirtileri ancak bu stokların sona ermesinden sonra, yani rejim değişikliğinden aylar sonra ortaya çıkarlar.

İnsan bedeninin en çok gerek duyduğu vitaminler A,D,K,C,B1, B2, B6, B12, folik asit ve PP vitaminleridir.

Sodyumun büyük bir bölümü böbrekler tarafından dışarı atılır; bazı hastalıklarda sindirim yolundan da büyük yitimler olabilir. Sodyumun böbrekler aracılığıyla atılması, organizmanın durumuna göre çeşitli değişiklikler gösterebilir. Kan sodyum düzeyinin artması, sidik sodyum düzeyini de yükseltir (sodyum işeme). Buna karşılık, bedene günde 250 mgr’dan az sodyumun girdiği katı tuzsuz perhizlerde, sidikle hemen hiç sodyum atılmaz. Sodyum metabolizmasını, böbreküstü bezinin kabuk, maddesi hormonları (mineralokortikoyitler) düzenler.

Potasyum

Gene böbreküstü bezinin kabuk maddesinden salgılanan aldosteron aracılığıyla düzenlenen potasyum metabolizması, sodyum metabolizması ile
bağlantılıdır. Potasyum, hücre içi sıvı dengesini düzenler. Bedende kas ve sinir sistemini uyarıcı bir etki oluşturur. Kandaki potasyum miktarında ortaya çıkabilecek bir azalma ya da çoğalma, kalp ve sindirim sistemlerinde düzensizliklere yolaçar. Bedenin potasyum gereksinimi, beslenmeyle rahatça karşılanır; bazı meyveler (muz, kuru yemişler), potasyum bakımından çok zengindir.

Beslenme yetersizliği, çocuklarda dalgınlık ve hüzünlülüğe yolaçar. Resimdeki küçük kız, protein eksikliği nedeniyle zayıf düşmüş ve hekim denetimi altına alınmıştır.

Öteki minareller

Kalsiyum: Organizmadaki toplam kalsiyum, beden ağırlığının l kg’ı kadardır. Alman kalsiyumun barsaklardan emilmesi için D vitamini gereklidir. Kalsiyum eksikliği, özellikle D vitamini eksikliğiyle birlikteyse, kemik bozukluklarına ( raşitizm, kemik yumuşaması) yolaçar. Kan kalsiyum düzeyi yüksekliğiyse (özellikle 150 mgr/lt’yi geçerse) kalp, sinir ve sindirim sistemlerinde ciddi bozukluklara yolaçar.

Demir; Demir eksikliği (genellikle tekrarlayan kanamalar sonucu ortaya çıkar) kansızlığa yolaçar.

Flüor: Flüor eksikliği, diş direncinin kırılmasına ve buna bağlı olarak gelişen diş çürümelerine neden olur.

Potasyum, hücre içi su dengesini düzenleyen bir katyondur. Potasyum değerlerinde ortaya çıkabilecek değişiklikler, kalp ve sindirim sisteminde düzensizliklere yolaçar. Muz ve kuru yemişler, potasyum bakımından cok zengindir.

About the Author

admin

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>