Bebeklerin Refleksleri,bebekler,bebek refleksi nedir,Bebeğin güvenliği nasıl olmalıdır,bebeğim nasıl doğacak, yeni doğan bebek, anne karnında bebek bakımı, bebeğe nasıl bakılır, bebek nasıl beslenmelidir, bebeğe anne sütü ne kadar süre ile verilmelidir, erken doğan bebekler, gebelik dönemi, hamilelik dönemi, yeni doğan bebeğin ideal kilosu kaç olmalıdır,bebekler nasıl beslenmelidir,nasıl büyütülmelidir,çocukların gelişimi, bebek sağlığı,çocuk sağlığı,yeni doğum yapmış anneler nelere dikkat etmelidir,bebeklerde kusma ve sebepi,kusmanın tedavisi,bebeğimi nasıl üşümeden korurum,otomobilde bebek nasıl taşınır,bebek İskemleleri ne kadar güvenlidir,bebeğim nasıl doğacak, yeni doğan bebek, anne karnında bebek bakımı, bebeğe nasıl bakılır, bebek nasıl beslenmelidir, bebeğe anne sütü ne kadar süre ile verilmelidir, erken doğan bebekler, gebelik dönemi, hamilelik dönemi, yeni doğan bebeğin ideal kilosu kaç olmalıdır,Saçlı deri üzerinde pul pul kabuklanma nasıl olur,saç dökülmesi,saç dökülmesinin nedenleri ve tedavileri,pul lekeleri nedir,bebek için güneşin faydaları nelerdir,zararları nelerdir,Bebeğin güvenliği nasıl olmalıdır,otomobilde bebek nasıl taşınır,bebek İskemleleri ne kadar güvenlidir,bebeğim nasıl doğacak, yeni doğan bebek, anne karnında bebek bakımı, bebeğe nasıl bakılır, bebek nasıl beslenmelidir, bebeğe anne sütü ne kadar süre ile verilmelidir, erken doğan bebekler, gebelik dönemi, hamilelik dönemi, yeni doğan bebeğin ideal kilosu kaç olmalıdır,Saçlı deri üzerinde pul pul kabuklanma nasıl olur,saç dökülmesi,saç dökülmesinin nedenleri ve tedavileri,pul lekeleri nedir,bebek için güneşin faydaları nelerdir,zararları nelerdir,bebeğim nasıl doğacak, yeni doğan bebek, anne karnında bebek bakımı, bebeğe nasıl bakılır, bebek nasıl beslenmelidir, bebeğe anne sütü ne kadar süre ile verilmelidir, erken doğan bebekler, gebelik dönemi, hamilelik dönemi, yeni doğan bebeğin ideal kilosu kaç olmalıdır,sterilizasyon nedir,sterilizasyonun zararı varmıdır » By admin » Sağlık,Bitkisel Çaylar

Bebeklerin Refleksleri

Yeni doğan bebeğinizin hareketleri refleks­lerle yönetilmektedir. Yanağını okşarsanız be­bek uyarılacak ve emmeye çalışacaktır. Ayak tabanlarına değerseniz dizleri ve ayakları bü-külecektir. Tüm normal bebekler, istemli motor işlev­leri denetimi ele aldıkça önceden bilinen bir sı­ra içinde kaybolan yine önceden bilinen ref­lekslerle birlikte doğarlar. Ancak, refleks ce­vaplarının eksikliği olası bir nörolojik sorunu haber verebilir. Yeni doğan bebeğinizin hasta­nede yapılan muayenesinin bir kısmı, çeşitli reflekslerin ve yanıtların aydınlığa çıkarılması girişimlerini içerir.
Bebekte doğuştan varolan refleksler ve tepkiler aşağıda anlatılmıştır. Her ne kadar uy­kusu gelen ya da yeni beslenmiş bir bebekte daha zayıf olarak görülse de, tüm normal be­bekler bu tepkileri veriyor olmalıdır.
“Moro refleksi” yeni doğan bebeklerde gö­rülen en sık ve en önemli tepkilerden biri olup, bebeğiniz yüksek bir ses işitince, pozisyonu ani bir hareketle değiştirilince ya da sert bir harekete maruz kalınca ortaya çıkmaktadır. Bebek ürker, kendini arkaya doğru gerer ve başını geriye atar. Aynı anda kol ve bacaklarını uzatır ve sonra derhal ani bir hareketle vücu­duna doğru çeker. Ağlar, sonra ürkerek sarsılır ve sonra bu sarsılmadan dolayı yeniden ağlar.
Bebeğinizi sakinleştirmek için, vücudunun herhangi bir bölgesini sürekli, ama nazik bir şekilde okşayın. Bu arada, kolunu omuzu hiza­sından bükülmüş şekilde sağlamca tutarsanız bebek sakinleşecektir. Moro refleksi genellikle bebek üç aylık olduğunda kendiliğinden kay­bolur.
Bebeğiniz okşamalara karşı çok çeşitli tep­kiler verir. Avucunun içini veya ayağının taba­nını okşarsanız parmağınıza yapışacaktır (pal-mar veya plantar yapışma). Bebek ne kadar prematüre doğmuşsa bırakmakta da o kadar daha isteksiz olacaktır. Ayağının ya da elinin üstünü okşarsanız kol ve bacaklarını çekecek, vücudunu yuvarlatacak ve yine parmağınıza yapışacaktır. Palmar yapışma çocuk 6 aylık olunca, plantar yapışma da 10 aylık olunca or­tadan kalkar.
“Arama ve emme”, bebeğinizin önemli ref­lekslerinden ikisini oluşturmaktadır. Bebeğin yanağının okşanması arama refleksinin ortaya çıkmasına neden olur. Bebek kendini okşayan nesneye yönelir ve memeyi aramaya başlar. Bunu, emme refleksi izler ve bebeğin ağzının okşanması ile başlatılabilir. Bebeğin ağzının içi bu reflekse en duyarlı olan bölgedir. Emme ve arama refleksleri genellikle, bebek 4 aylık olunca sona erer. Ancak 7 ay boyunca bebek­te uyku sırasında ortaya çıkmaya devam eder­ler.
“Tonik boyun refleksi”, bebeğiniz sırtüstü durumda iken ve başı yana çevrilmişken görü­lür. Bebek, vücudunu yüzünden uzaklaştıracak uzarken diğer kolu kasılır ve bacakları yukarı çekilir.
Her ne kadar yeni doğanlarda bulunmak­taysa da bu refleks 2 aylık bebeklerde daha belirgindir. Genellikle altıncı ayda kaybolur.
Yeni doğan bebeğinizin “yönelme tepkisi”, çevresindeki değişime gösterdiği bir tepkidir. Örneğin, bebek yeni bir şey duyar veya görür­se uyanıklığı artar, faaliyeti azalır. Başı uyannın merkezine doğru çevrilebilecek ve kalp atışları değişecektir. Bebek tanıdığı bir uyarana uyum sağlarsa kalp atışı yavaşlar; uyaran alışık olma­dığı bir nesne ise kalp atışı hızlanır.
Bir bebek kendisini birçok tepki ve refleks nedeniyle koruma yeteneğine sahiptir. Güçlü bir “gag refleksi” nedeniyle, yeni doğan bebe­ğiniz nefes borusunu açık tutmasına yardımcı olmak amacıyla balgam tükürme yeteneğine sahip olmaktadır. Bebeğin vücudunun bir kısmı soğuk havaya maruz kalacak olursa, tüm vü­cudunun rengi ve sıcaklığı değişecek, bebek kol ve bacaklarını vücuduna doğru toplayarak soğuğa maruz kalan yüzey alanını azaltmaya çalışacak ve sıcak kalma çabası içinde titreme­ye ve ağlamaya başlayacaktır. Ayrıca kuvvetli bir “göz kırpma refleksi”, bebeğin gözlerinin parlak ışıktan korunmasını sağlamaktadır.
Yeni doğan bebeğiniz ağrıyı en az sizin ka­dar sevmemektedir ve ondan kaçınmak için gereken her şeyi yapmaya hazırdır. Örneğin, bebeğin bacağını acıtırsanız bacağını uzağa ka­çıracak, bu yetmezse diğer ayağı ile sizi uzak­laştırmaya çalışacaktır.
Yeni doğan bebeğinizin refleksleri yok ol­salar bile -ki çoğu yaşamın ilk yılı içinde kay­bolur- yararlarının pek kısa vadeli olduğu söy­lenemez. Yapılan araştırmalar, bebeğinizin beyninin bu ilk reflekslerden öğrendiği bilgileri sakladığını göstermektedir. Örneğin, bebekler doğrulmaya çalışırken bu hareket, başarısız bi­le olsa, muhtemelen onların uzak (mekân) kav­ramının gelişmesine katkıda bulunmaktadır. “Ikizlik” tüm insan ilişkileri arasında en ya­kın olan ilişki türüdür. İkizler yakınlıklannı sür­dürmek için çok az bir teşvike gereksinme du­yarlar. Ana baba olarak, ikiz çocuklarınıza vere­bileceğiniz en iyi armağan bir kimlik duygusu aşılamak olacaktır.ister yeni, ister deneyimli olsunlar, tüm ana babalar için iki ya da daha çok sayıda bebeğe bakmak fiziksel ve ruhsal olarak bunaltıcı bir iştir. Aşağıda, günlük sorumluluklarınızı yerine getirmenizi kolaylaştıracak ve aile yaşamının niteliğini korumanıza yardımcı olacak bazı öğütleri bulacaksınız.
“Kendinize iyi bakın”, uygun bir dinlenme ve yeterli bir beslenme planı uygulayın. Hafif yemekler yiyin ve sil* sık kestirin. Bu sayede, ikiz çocuklara bakmak için gereken enerjiyi sağlamış olursunuz.
“İş yükünü paylaşın”. Ana babanın iş bölü­şümü yapması her ikisinin de üzerine düşen yükleri hafifletir. Çalışan ana babalar bazen ilk haftalarda çalışma saatlerini azaltarak evde di­ğerine yardım edebilirler.
“Diğer kardeşlere özel dikkat gösterin ve ev görevlerini paylaşın.” Şayet bebek bakıcılarına ya da ana babanın yardımcılarına gerek olu­yorsa işte en çok şimdi bunun zamanıdır. Bü­yükanne ve büyükbabalar, komşular, bebek bakıcılığı yapan öğrenciler ve hatta okul yaşın­daki çocuklar bu özel uğraşı zevkle paylaşabi­lecektir. Onları yardıma çağırın. Yardımları sa­yesinde işiniz biraz hafifler ve kendiniz için harcayacak biraz zaman bulabilirsiniz. Aksi takdirde sizin için bakkala ve postaneye git­mek gibi rutin işler dahi çok daha güç görevler haline gelebilecektir. Üstelik bu yardımcıların çocuklarına, toplumsal becerilerini erken yaş­larda geliştirme ve aile ilişkilerini besleme gibi yan yararları da dokunur.
Bu iki bebeğin günlük gereksinmeleri ile yardım veya danışmanlık hizmeti verebilecek kişi, kuruluş ya da profesyonelleri denetleye­rek ilgilenmek kolay olacaktır. Diğer ikiz anne ve babaları pratik bilgilerin danışılabileceği do­ğal bir kaynak oluştururlar. Bazı ülkelerdeki ikiz çocuk sahipleri için destek grupları oluştu­rulmuştur. Pediyatristler, psikologlar, psikiyat-ristler ve sosyal yardım elemanları, daha çok ikiz çocuk bakımı alanına özgü sorunlara özel bir ilgi ile eğilmekte ve değerli bir danışmanlık hizmeti sunmaktadırlar.
Uyku Sorunları
 ”Ikizlik” tüm insan ilişkileri arasında en ya­kın olan ilişki türüdür. İkizler yakınlıklannı sür­dürmek için çok az bir teşvike gereksinme du­yarlar. Ana baba olarak, ikiz çocuklarınıza vere­bileceğiniz en iyi armağan bir kimlik duygusu aşılamak olacaktır. Onlara sık sık adlarıyla hi­tap edin. Resimlerini ayrı ayrı çekin. Her çocuk-
 Yeni doğan bebekler, normal olarak genel­likle daha uzun bir zamanı uykuda geçirirler. 1 haftalık bebeğiniz günün %80′ini, kısa aralıklarla yedi sekiz kez olmak üzere, uyuyarak geçirir. Bebeğiniz 1 aylık oldu­ğunda uyku zamanları günde üç ile dört kestir­meye ve 5-6 saatlik kesintisiz bir gece uykusu­na dönüşerek azalabilir.
Yeni doğan bebeğin yalnızca toplam uyku süresi sizinkinden uzun olmakla kalmaz, uyku türü de farklıdır. Yeni doğanlar, hafif bir uyku­ya sahiptirler ve uzun süreli deliksiz uyuma yerine kısa sürelerle uyurlar.
Bebeklerin uyurken kaydedilen beyin dal­gaları üzerinde yapılan araştırmalar, yeni do­ğan bir bebeğin uyku süresinin en az yansını huzursuz bir uykuyla geçirdiğini ortaya çıkar­mıştır. Bebek 8 aylık olduktan sonra derin uy­kuda geçen süre artmakta, huzursuz uyku sü­resi azalmaktadır.
Çoğu uyku sorunları, doğumu izleyen ilk dönemden sonra ortaya çıkar. Ancak, aşağıda­ki sorunlar, yaşamın ilk birinci ayı içinde gelişe­bilir.
“Yatma zamanı geldiğinde huysuzlaşma” ortaya çıkabilir. Bazı bebekler gündüzleri iyi uyurlar ve tüm gece boyunca uyanık kalmayı isterler. Niçin bazı bebeklerin geceleri daha huysuz olduğu asla tam olarak anlaşılama­maktadır, ancak bunun bir nedeni karın ağrısı olabilir.
Bebeğinizi geceleri uyutabilmek için birçok yol deneyebilirsiniz. Bir emzik işe yarayabilir. Bebeği yeterince geniş bir battaniye ile sarma­yı deneyin. Bazı bebekler çocuk karyolası yeri­ne bir beşik ya da sepet içinde yatmaktan da­ha çok hoşlanırlar. Bebek arabası ya da otomo­bil ile yapılacak bir gezinti, bazı bebekleri yat­ma saatine hazırlayan en iyi yardımcı olabil­mektedir (ancak bazı bebekler onları arabadan çıkardığınız anda uyanırlar). Bebeğin yatağına konacak sıcak su dolu bir şişe de yararlı olabilir (şişenin aşırı derecede sıcak olmadığını anla­mak için önce bileğinizle kontrol etmelisiniz).
“Uykuya dalmada güçlük çekme”, çok fazla uyarılmış olmaktan kaynaklanıyor olabilir. Bazı bebekler, kendileri için garip gelen bir yerde ya da yabancılarla çevrilmiş bir ortamda nor­mal süreden daha uzun süre uyanık kalmışlar­sa gerginleşirler ve huysuzlaşırlar. Sonuçta uy­kuya dalma güçlüğü ortaya çıkabilir. Bazı be­bekler uykuya dalmak için yalnızca ağlamaya gereksinme duyabilirler. Acemi ana babalar bunu genellikle uzun bir sürede ve güçlükle öğrenirler. Bebeği aglaf durumda yatağına koymğk yçriwe gezdirmeye, sallamaya veya beslemeye çalışırlar ki, bu bebeğin genellikle daha çok ağlamasından başka bir işe yaramaz.
Ağlayan bebeğiniz normalden daha uzun bir süre uyanık kalmışsa, memesini emmiş ya da mamasını yemişse ve altı da temizse, uyu­mak istediğini düşünmelisiniz. Ağlayan bir be­beğin yatağına bırakılması yanlış değildir. Baş­langıçta bebeğin ağlaması çoğalabilir, ancak genellikle birkaç dakika sonra yavaş yavaş azalarak sonunda tamamen kesilir. Ne olursa olsun bebeğe uyumak için bir şans vermelisi­niz. 15 ile 20 dakika gibi bir süre sonra bebek yine de şiddetle ağlamayı sürdürüyorsa onu yatağından alın.
“Kronik uyumama direnci”, doğumu hemen izleyen dönemdeki olaylardan kaynaklanıyor olabilir, ancak genellikle bebek 2 veya 3 aylık oluncaya kadar kendini göstermemektedir.
Bu sorunun geliştiği bebekler, genellikle geçmişlerinde kann ağrısı sorunları yaşamışlar­dır. Ağrı nöbetleri nedeniyle anne veya baba tarafından kucağa alınarak veya sallanarak or­talama bir bebekten daha uzun süre-uyanık kalmışlardır. Bir gün ana baba, karın ağrısının yatıştığını, ama bebeğin yine de geceleri ana babasının ilgisini beklediğini fark ederler. So­nuçta ana baba ile çocuk arasında gece savaş­ları başlar.
Ana babanın, ne olduğunu fark etmesinden sonra yapabileceği tek şey, çocuğu makul bir süre yatağına bırakmaktır. Bebeğin tepki gös­termesini bekleyin. Bu tepki önce yüksek bir sesle gelecektir. 20 ile 30 dakikalık bir ağlama süresinden sonra çoğu bebek mücadeleyi bıra­kır ve uykuya dalar. Bazen bir bebeğin uyuma­yı seve seve kabul etmesi için bu senaryonun geceler boyu yinelenmesi gerekebilir.
Bazı uzmanlar.bebek odasına girmeden ön­ce bekleyeceğiniz sürenin sınırını kesin olarak belirlemenizi (diyelim 15 veya 20 dakika), be­beğe her şeyin yolunda olduğunu hissettirme­nizi, sonra bebeği kucağınıza almadan tekrar yattığı yerde bırakmanızı ve ertesi gece bebe­ğin yanına 5 dakika daha geç girmenizi salık vermekteler.

About the Author

admin

One Response to “ Bebeklerin Refleksleri ”

  1. 20 aylık bir kızım var.. üstünde bazen 5,6 tel saç buluyorum elimle dokunduğumda da bir kaç tek saç dökülüyor acaba bu normal midir?

    yoksa doktora götürüp herhangi test yaptırmalı mıyım?

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>