Bağlantılar

Bağlantılar

Son Eklenen Yazılar


« Boşaltım Ve Organlarının Gelişime Biçimi | Main | Embriyonun Gelişme Süresince Cinsel Hormonların Gücü »

Cinsel Bezlerin Ve Üreme Organlarının Meydana Gelmesi

By admin | Nisan 26, 2008

Sağlık Sorunlarınızı Bize Yazın Doktorlarımız Cevap Versin

Üreme hücrelerini oluşturan ve hormon salgılayan cinsel bezlerin, yumurtalık­ların ve erbezlerinin oluşumu, üçüncü ve dördüncü haftalar arasında gerçek­leşir. Bu sırada embriyonun boyu ancak dört milimetre kadardır. çıkıntılı ve uzunlamasına olan iki kordon biçiminde belirirler. Çıkıntının içinde daha sonra karın boşluğu meyda­na gelecektir. Bu aşamaya cinsel ibikler aşaması denilir. İbikler mezonefros düzeyinde, hücresel bir ada (bölüm) oluşturmak için yavaş yavaş yer değişti­rirler. Henüz birbirinin aynı yapıya sahip iki hücre kümesi söz konusudur. Bu devrede bunların erkek cinsel bezle­re mi, yoksa dişi cinsel bezlere mi dönüşeceğini kestirmek-olanak dışıdır. Bu devrede mezonefrosun belirli bazı tüpleri, ileride oluşacak cinsel bezlerle sıkı bir ilişki kurarlar. Bu tüpler daha sonra sperma kanalına ya da fallop borusu ve dölyatağına dönüşecekler­dir.
Ancak yedinci hafta sonunda embriyon on üç milimetrelik bir boya eriştiği zaman cinsel bezlerin erkek mi, yoksa dişi mi olduğunu saptamak olanağı doğar. Bu dönemde mikroskop ile yapılacak dikkatli bir muayenede bir kanallar ve kordonlar ağı görülürse cinsel bezin ileride erbezi olacağı anlaşılır.
iki büyük hücre takımı hazırlar. Bunlar ve besleyici hücrelerdir. yumurtacıkların ve spermatozoidlerin ana hücreleridir. Besleyici hücreler ise tohum hücrelerini besler, destekler ve cinsel hormonları salgılarlar. , cinsel hormonları ancak gebeli­ğin üçüncü ayının sonuna doğru mey­dana getirmeye başlayabilirler. Dış üreme organları ancak bundan sonra erkek ya da dişi bir nitelik kazanırlar. Yumurtalıklarla, erbezleri arasında yap­tıkları görev açısından belirli bir fark vardır. Spermatozoidleri meydana geti­recek olan spermatogoni adlı hücrele­rin sayısı sınırsız durumdadır. Buna kar­şılık yumurtacığa dönüşecek olan ovo-goni adlı hücrelerin sayısı belirlidir.Başlangıçta bir kadındaki sayı­sı 300 000 iken, bu sayı ergenlik yaşına kadar azalır ve bu çağda 20 000 e iner. Bunlardan da sadece 400 kadarı olgun-laşarak yumurtacık biçimine dönüşür. Diğerleri ise emilip dağılırlar ve yok olurlar
Mezonefrosda erbezleri ile yumurtalık­lar arasındaki ilişkilerin birbirlerinden oldukça farklı durumlarda olduğu görü­lür. Bu ilkel böbreğin büyük bir bölümü gerilemeye uğradıktan sonra, ikinci ayın sonunda birbirine paralel sadece iki çift kanal kalır. Bunlar VVolff ve Müller kanallarıdır. Bir erkeğin ya da bir dişinin söz konusu olmasına göre bu kanallar farklı biçimlerde gelişme gösterirler. Eğer doğacak çocuk erkek olacaksa Müller kanalları gelişmez ve çok geçmeden ortadan kalkarlar. Bu kanallar geride sadece küçük bir iz bırakırlar. Bu izler erbezinin üst ucun­da birleşmiş küçük bir kuyrucukla, prostat düzeyinde bir divertiküldür. Erkekte en önemli rolü VVolff kanalı oynayacaktır. Gerçekten, üst bölümt aracılığı ile erbeziyle sıkı bir bağlant kuran bu kanal, daha sonra erbezinin yanında yer alan erbezi üstünü (epidi-dim) meydana getirir. Kanalın geri kalan bölümü genişleyerek boşaltıcı kanalı ve sperma kesesini meydana getirir. Spermatozoidler erbezlerinden sidik borusuna ulaşmak için bu yollar­dan geçerler. Bu sırada sperma kesesi­nin salgıladığı sıvı ile beslenir ve korunurlar.
Dişide meydana gelen gelişim ise tümüyle değişik bir durum gösterir. Dişide Müller kanalları gelişirler, ön bölümleri yumurtalıklarla ilişki kurar ve daha sonra fallop borularını oluşturur­lar. Aşağı bölümlerde ise kısa bir süre sonra bir tek kanalı oluşturmak için birbirleri ile kaynaşır ve dölyatağını meydana getirirler.
Embriyon gelişmesinin incelenmesi, ge­lişmenin başlangıcında her iki cinste de hem sperma yollarının, hem de yumur­talık yollarının meydan gelmesine ola­nak sağlayan öğelerin bulunduğunu göstermektedir. Bu nedenle başlangıç gelişmesi sanki Jki cinsiyetli bir canlı, bir erdişi doğacakmış izlenimini uyan­dırmaktadır.İkinci ayın sonunda üreme organları henüz birbirlerinden farklılaşmış değil­dir. Sindirim, sidik ve üreme yolları ayr.’i ortak boşluğa, yani dışkılığa açıl­maktadır. Dışkılığın tabanı göbek kor­donuna kadar çıkan bir zar tarafından kapatılmıştır. Bu zar, birbirinden ayrı iki bölüme ayrılır. Ön bölüm dış üreme organlarını oluşturur; arka bölüm ise anüsü oluşturur. Ön bölüm üzerinde meydana gelen hafif bir çıkıntı erkekte penisi, kadında ise klitorisi meydana getirir. Klitorisin varlığı insan türünün, maymunların ve sırtlanın bir özelliği­dir. Eski bilim adamları yanılgıya düşe­rek sırtlanı erdişi kabul ediyorlardı. Gerçekten de sırtlanın dişisinde bir klitoris vardır. Fakat bu, kadında oldu­ğu gibi penisin taslak halinde kalmış bir biçimi değil, erkektekine benzer bir organdır.
Erkekte penis on birinci haftadan itibaren düzenli bir biçimde oluşmaya başlar. Yukarıda sözü edilen çıkıntı süratle büyür. Aşağı yüzeyinde uzunla­masına bir çizgi oyulmaya başlar ve bir süre sonra kenarları birbirleri ile karşı­laşır, daha s*onra da kaynaşırlar. İşte sidiği sidik torbasından dışarıya yönel­ten kanal, yani siyek bu oluşum sonu­cunda meydana gelir. Kadında ise söz konusu çıkıntı erkekte görülen oranda büyümez. Zar kısa bir aralık üzerinde yarılır, böylece boşal­tım ve üreme boşluğu (sinüs) oluşur. Bunun da kenarlarının her biri, erkekte olduğu gibi iki katlı bir kıvrım meydana getirir; fakat iki kıvrım birbiri ile kaynaşmaz. Bunlar küçük dudakları oluşturur. Zarın her iki yanından, çıkıntının hafifçe altında iki yükselti ortaya çıkar. Bunlar cinsel yumrulardır. Bu yumrular kadında özel bir değişikli­ğe uğramadan büyür ve büyük dudak­lara dönüşürler. Erkekte ise daha ağır büyüdükten sonra birbirleri ile karşı karşıya gelerek kaynaşırlar. Böylece erbezi torbalarını meydana getirirler. Bunlar da, karın boşluğundan aşağıya inerek erbezlerini içlerine alırlar. Aynı oluşum devresinde kadının yumurtalık­ları da hafifçe aşağıya doğru iner, fakat yine karın boşluğu içinde kalırlar. Gelişmenin yönünü sadece cinsel bez­lerin salgıladığı hormonlar belirler Bu konuda önemli bir noktaya dikkat etmek gerekir. Bu gelişme erkeklik yada dişilik hormonların varlığıyle yön-lenmeyip, sadece erkeklik hormonu testosteronun bulunup bulunmamasıy-le yönlenir.
Yapılan deneyler ilginç bir sonuç ver­miştir. Eğer gelişmenin ikinci bölümün­de embriyonda hormonsal etkiler ol­mazsa (örneğin hadım edilme sonucu) embriyonun iç ve dış üreme organları mutlaka dişi yöne doğru gelişme göste­recektir. İşte bu gözlem, başlangıçta her insanın (ve her memeli hayvanın) dişi olduğunu göstermektedir. Erkek cinsi ilk biçimin bir değişikliğe uğrama­sının sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu buluş, üreme sistemine ilişkin bazı doğuştan bozukluklara karşı, daha etki­li ve kesin düzeltme olanaklarının bulunmasına yardım etmiştir.

Aradığınızı Bulamadıysanız Aşağıdaki Google Gelişmiş Aramayı Kullanın

Alt Kategoriler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Üst Kategoriler Cinsel Sağlık, Genel Sağlık, Hastalıklar, Hastalıklar Ve Bitkisel Tedavi |

Comments