« Cinsel Birleşme Ve Birleşme Duruşları | Main | Kadında Cinsel Davranış Bozuklukları »
Cinsel Doyumun Fizyolojisi
By admin | Mayıs 16, 2008
Sağlık Sorunlarınızı Bize Yazın Doktorlarımız Cevap Versin
W.H. Masters ve V.E. Johnson, çalıştıkları araştırma kliniklerinde, cinsel birleş meye bağlı fizyolojik tepkileri incelemişlerdir. Bu tepkiler insanın bütün vücudunu ve kuşkusuz özellikle de cinsel bölgelerini ilgilendirmektedir. 18 ile90 yaşları arasında ve çoğunluğu yirmi ile kırk yaşları arasında olan altı yüzü aşkın erkek ve kadın sıkı laboratuvar deneylerinden geçirilmiştir.Bu gözlemler sırasında, cinse! birleşmenin birbirinden ayrı dört evrede gerçekleştiği saptanmıştır. “Uyarma evresi” de nilen ilk evre cinsel tepkilerin belirmeye başladığı dönemdir. “Yükselti evresi” de nilen ikinci evre cinsel uyarının en yüksek noktasına eriştiği durumdur. Cinsel zevki en uç noktasına ulaştıran özel kasılmalar ise ancak “cinsel doyum evresi” olarak adlandırılan üçüncü evrede belirir. Son olarak, vücut “çözülme evresi” denilen dönem boyunca gevşeyerek nor mal duruma döner. Bu çevrim ana çizgileriyle her iki cinsiyette ortaktır. Bununla birlikte, erkek cinsel doyuma ulaşınca penisindeki şişkinlik kaybolur. Cinsel sürece yeniden başlaması için, yeni bir uyarı almadan önce belli bir süre beklemesi gerekir. Kadın ise tersine uyarmaları uzatarak, birkaç dakikalık aralarla birçok kez cinsel doyuma ulaşabilir. Cinsel birleşme sırasında kadında birçok fizyolojik değişiklikler meydana gelir.Uyarma evresinde, cinsel gerilimin artmasına bağlı olan ilk tepki göğüs hacminin artması ve memelerin dikleşmesidir. Ayrıca kadınların dörtte üçünde, meme altı bölgesinden vücudun büyük bir bölümüne yayılan bir deri kızarması ve aynı zamanda ellerde ve ayaklarda istemsiz kasılmalar görüiür.Solunum hızı cinsel doyum sırasında da kikada kırk soluğa kadar yükselir.Kalp atışları da dakikada yüzseksene kadar çıkar.En önemli değişiklikler, iç ve dış üreme organlarında görülür. Büyük ve küçük dudaklar kanla şişerek, hacimleri iki ya da üç katına çıkabilir. Bu olay bol kan akışına bağlı olarak damar sistemlerinde meydana gelen genleşmeyle açıklanır. Uyarma arttıkça ve yükselti evresine gelinceye kadar, küçük dudaklar renk değiştirerek pembeden canlı kırmızıya geçerler. Dölyolu girişinde, her iki yanda yer alan iki bez bulunur. Bu bezler uzun zaman dölyolunu kayganlaştırdığs düşünülmüş olan bir madde salgılarlar. Mas-ters ve Johnson gözlemleri sırasında bu bezlerin sadece iki ya da üç damla sıvı salgıladıklarını görmüşlerdir. Kayganlaştırıcı sıvı gerçekte dölyolunun uyarma ve yükselti evreleri boyunca çıkardığı bir mukus tarafından üretilir.Penisin girişini ve birleşme hareketlerini kolaylaştıran bu kayganlaştıncı mukusun kökeni pek iyi bilinmemektedir. Gerçekten de, dölyolu çeperleri üzerinde bezler olmadığı gibi dölyatağı boynunun de salgısı yoktur. Bu durumda cinse! uyarımın açık ve özel bir belirtisi olan bir tür terlemeden söz edilebilir. Kadında uyarının ve cinsel doyumun ana etkeni olarak kabul edilen ve yaklaşık olarak bir kurşun kalemi çapında olan klitoris genellikle iki buçuk santimetre uzunluğundadır; ama bazı kadınlarda daha büyük boyutlara eriştiği de olur. Klitoris bir gövdeyle bir başçıktan oluşur. Başçık bir deri kıvrımıyla örtülmüştür. Kutansın penisle olan benzerliği de çok şaşırtıcıdır. Çünkü her ikisi de cinsel doyum öncesinde aynı dikilme mekanizmalarından yararlanmaktadır.Klitorisin duyarlığı aşındır; öyle ki doğrudan doğruya uyarıldığında bazen acı bile verebilir.İç organlar uyarma evresi boyunca sayısız değişmelere uğrarlar. Dölyolu mu-kus salgılamasından başka, genişler ve. uzar. Normal olarak iki santimetre olan çapı yükselti evresinde beş ya da altı santimetreye kadar genişler. Bu genişlemenin penisin girişiyle ilgisi yoktur.Çünkü penis girmediği halde yine bu tür genişleme meydana gelir. Dölyatağı normal bükülme durumuna oranla, dölyoluyla bir dik açı oluşturacak kadar doğru olur. Cinsel doyum anında, dölyolu çeperleri kadına zevk veren istem dışı kasılmalar gösterir. Bu kasılmaların sayısı üç ile on beş arasında değişir ve kaybolmadan önce gittikçe araları açılır.
Normal olarak on beş dakika kadar süren çözülme evresi sırasında, cinsel heyecanın yol açtığı değişikiikler birbiri ar kasından kaybolurlar. Bununla birlikte kadın yükselti evresinden çıkışta cinse! doyuma ulaşamamışsa, kan hücumu ve şişme olayları saatlerce sürebilir. Mas ters ve Johnson tarafından gözlenen bu olay, cinsel doyuma ulaşmadıkları zaman, cinsel birleşmeden sonra birçok kadında görülen öfkelenme, bitkinlik ya da saldırganlığı fizyolojik olarak açıklar. Bu tepkiler duyumsuzluktan ve duyulan düş kırıklığından ileri gelmektedir. Bu durumda kadınlar kendilerini “kandırılmış” hissederler. Cinsel uyarmayla alt üst olan organizmaları uzun süre kaybol mayan anormal bir gerilimin etkisinde kalır.
Bütün bu gözlemler büyük bir önem taşımakta ve cinsellik konusunda yapılacak incelemelere yeni araştırma yollan açmaktadır. Üzerinde durulması gereken özellikle ilginç bir sonuç yalnız klitorisin uyarılmasıyla sağlanan cinsel doyumun, cinsel birleşmeyle elde edilen doyuma her noktada benzediğidir.Dölyolu orgazmıyla klitoris orgazmı arasında Freud tarafından yapılan ayrım, bu orgazmların süreç ve sonuçları fizyolojik açıdan aynı olduğuna göre, keyfi görünebilir. Ancak psikolojik açıdan durum başkadır. Çünkü kadın değişik uyar malardan değişik doyumlar sağlar. Erkekte cinsel uyarma organizmanın bü tününü ilgilendiren tepkiler doğurur. Erkeklerin yüzde 25′inde deri kızarması görülür. Karnın üst bölgesinde başlayan bu kızarma hızla göğüse, boyuna, yüze ve aiına yayılır. Kaslar çoğu kez istem dışı kasılmalarla tepkide bulunurlar. Kasıl malar daha çok ellerde ve ayaklarda görülür.Solunum hızı dakikada kırka ulaşır. Kalp atışları, kişilere göre, yükselti evresinde yüz ile yüz yetmiş arasında, cinsel doyum sırasında yüz on ile yüz seksen arasında değişir. Tansiyonda belirli bir yükselme görülür. Son olarak boşalmadan sonra avuçlarda ve ayak tabanlarında terlemeye rastlanır. Üreme organının uyarmaya karşı ilk ve en gözle görülür tepkisi dikleşmedir. Dikilgen dokulardan oluşan penis bol miktarda kanın girmesini sağlayan çok yoğun bir damar ağma sahiptir. Uyardan alan ve üst merkezlere ileten sinir uçla-rıyla donanmış erkek cinsel organı fiziksel ve ruhsal uyarılara karşı hızla tepki ‘gösterir.
* evrede dikleşme yeterince güçlü değildir ve ruhsal duyumsal oyalanmaların araya girmesiyle kaybolabilir. Erkek dikleşme durmunu çeşitli uyarma teknik lerinden yararlanarak kısa ya da uzun sü re koruyabilir. Yükselti evresinde penisin şişkinliği özellikle “baş”‘ta artabilir. Bu olay erkeklerin yüzde 95′inde gözlenir.Kan hücumu erbezi torbası zarını da etkiler. Bunun sonucunda zarın kırışık görünümü kaybolur; ayrıca zar uyarma evresi sırasında apış arasına doğru çıkmak eğilimi gösteren erbezlerini gerilerek tutar. Her iki erbezi de, boşalmadan önce en büyük hacimlerine erişerek değişik oranlarda şişerler. Cinsel doyumdan önce, çoğu kez siyek ağzından son derece hareketli spermatozoitier içeren iki ya da üç damia sıvının çıktığı görüiür. Bu sırada prostat bezi düzenli olarak kasılarak, kendi salgıladığı sıvının, erbezlerinin sıvısına karışmasını sağlar.Sidik torbasının iç büzgen kasida kasılarak, meniyle sidiğin karışmasını önlemek için torbanın ağzını kapatır. Saniyenin onda sekizi kadar aralıklarla peşpeşe gelen ilk kasılmalar en şiddetli kasılmalardır. Bu kasılmalardan hemen sonra meni çıkmağa başlar, ilk fışkırmalar çok önemlidir ve en büyük zevk duyumunu verirler.Bu olay yaklaşınca artık erkek tarafından önlenilemez. Kadın araya cinsel birleşmeye yabancı ruhsal duyumsal etkiler sokarak cinsel duyumunu kesintiye uğratabildiği halde erkek bunu yapamaz. Fışkırmanın kolaylığı sadece biyolojik bir gerekliliğe cevap vermez. Uygun bir ruhsal-toplumsal koşullanmaya bağlı olduğu da ileri sürülebilir. Gerçekten de eski çağlardan beri bütün toplum larda, fışkırma olayı çocuk dünyaya getirmenin bir koşulu sayılmıştır. Ama dik leşme için durum aynı değildir; dikleşme bir erkeklik ölçüsü olarak kabul edilir. Bu nedenle erkeğin ruhsal cinsel bozuklukları çoğu kez dikleşme üzerinde yoğunluk kazanır.
Buna karşılık kadında uyarılma süreci gözle görülür bir biçimde ortaya çıkmadığı için, uzun zaman anlaşılamamıştır. Hatta çoğu kezv toplumsal ve ahlaksal nedenlerle bu sürecin varlığı inkâr bile edilmiştir.Boşalmadan sonra çözülme evresi sırasında cinsel birleşmeyle ilgili olaylar, kadında olduğu gibi erkekte de kaybolur. Eğer dölyolu içinde kalırsa penis biraz yumuşamış olmakla birlikte, sertliğini on dakika kadar koruyabilir. Bununla birlikte çoğu durumlarda “baş”ın cinsel doyumdan sonra da artmakta devam eden duyarlılığı dölyolu çeperiyle olan her türlü teması dayanılmaz hale getirecek ölçüye varır. Bu evreden sonra erkek genellikle bir süre cinsel uyarılara cevap veremez. Yirmi yaşından küçüklerde bu süre yaklaşık olarak yarım saatlik bir araya indirgenebilir. Üst üste yapı lan cinsel birleşmelerde fışkıran meni sıvısı miktarı bir önceki fışkırmada çıkandan daha azdır. Üzerlerinde inceleme yapılan kişilerden çoğu, ilk fışkırmada çıkan sıvının çokluğu nedeniyle daha büyük bir zevk duyduklarını belirtmişler, dir. Kadınların bu özel konu üzerindeki cevapları farklıdır. Çünkü kadınların çoğu birbirine oldukça yakın iki ya da üç cinsel doyumdan sonra tam bir zevk duyarlar.
Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..!
Aradığınızı Bulamadıysanız Aşağıdaki Google Gelişmiş Aramayı Kullanın
Alt Kategoriler: cinsel doyum belirtileri, cinsel doyum evresi, cinsel tepkilerin belirmeye başladığı dönem, cinsellikte fizyolojik değişiklikler, fizyolojik tepkiler, meni fışkırması, orgazm kasılmaları, penisin şişkinliği, prostat bezi, Sidik torbasının görevleri, Uyarma evresi
Üst Kategoriler Cinsel Sağlık, Genel Sağlık, Kadın Sağlığı |
