« Kısırlaştıma Ve En Uygun Yöntemler | Main | Doğum Kontrolünün Psikolojik Yanları »
Doğum Kontrol Haplarının Faydaları Ve Zararları
By admin | Mayıs 8, 2008
DOĞUM KONTROLÜ HAPLARI
Doğum kontrolü sorunu gebeliği önleyici hapların bulunmasıyle büyük bir aşama sağlamıştır. Doğum kontrol hapının gerçekleştirilmesine doğumların sınırlandırılması için etkin bir propaganda sürdürmüş olan New Yorklu hemşire Margaret Sanger ön ayak olmuştur.
Sanger 1950 yılında görüşlerini döllenme mekanizmasını incelemiş olan araştırmacı Gregory Pincus’a benimsetmiş ve onu etkili ve kullanılmas? kolay bir gebelik önleyici madde yapımının gerekliliğine inandırmıştır.Bunun sonucu olarak da, bugün doğum kontrol frapı olarak adlandırılan doğum kontrol aracı ortaya çıkmıştır.Gebelik hormonu olan progesteronun yumurtacık üretimini durdurduğu öteden beri bilinmekteydi. Pincus bu hormonla kobaylar üzerinde denemeler yapmış, daha sonra çalışmalarını progesteron türevleri ve östrojenler üzerinde geliştirmiştir; östrojenler bilindiği gibi, gebeliği kolaylaştırıcı maddelerin etkisini düzelten folikülin benzeri kimyasal bileşiklerdir. Böylece Pincus progesteronun dozunu önemli ölçüde azaltmış buna karşılık elde ettiği maddenin etkinliğini kuvvetlendirmiştir. Bugün piyasada satılan doğum kontrol hapları çok etkili olup, hiç bir erkekleştirici yanlarının bulunmadığı sanılmaktadır. Kullanan kadın için olsun, almayı unuttuğunda dölyatağında oluşan embriyon için olsun bu hapların önemli zararlı etkileri görülmemiştir. Bununla birlikte bu konuda yapılan istatistikler henüz bütün bir kuşağı kapsamamaktadır. Bu nedenle hapları kullananlar ve doğan çocuklar üzerindeki etkileri konusunda fikir yürütmek için henüz vakit erkendir.
Başlangıçta hapın yumurtlamayı durdurarak etki ettiği sanılmıştı. Oysa gerçekte başka etkenler de söz konusudur. Hapların etkisiyle serviks mukusunda gerçekleşen bir değişme, spermatozoit-lerin bu sıvıdan geçişini olanaksız kılar; ayrıca, döiyatağı içi mukozasındaki hafif bir atrofi (körelme) döllenmiş yumurtacığın dölyatağında tutulmasını önler.
Hangi laboratuvarda yapılmış olursa -olsun, hapın kullanılma biçimi değişmez. İlk hap aybaşı kanamasının beşinci gününde alınır. Bundan sonra kadın yirmi, yirmi bir ya da yirmi iki gün süreyle günde bir hap yutmaya devam eder. Hapların kesilmesinden genellikle iki gün sonra kanama meydana gelir. Hap yine bu kanamanın başlamasından beş gün sonra yeniden, alınmaya başlanır. Bazen kanama olmayabilir. Bu durumda, yeniden hap alımınayedi gün sonra başlamak gerekir. Bu sürenin daha fazla uzatılması yumurtacığa oluşma fırsatı verir. Hapların alınma düzenindeki bir unutkanlığın başarısızlığa yol açabileceğini unutmamak gerekir. Bu gebelik önleme yöntemi elbette ki öncekilere oranla en güvenilir ve cinsel düzeyde en az sıkıntı verici yöntemlerden biridir. Çiftler iki aybaşı kanaması arasının herhangi bir gününde hiç bir endişe duymadan cinsel ilişkide bulunabilirler. Gebeliği önleyici hapların yan etkileri de azaltılmıştır. Bu etkiler genellikle belirtilen doza uymanın ya da sadece kullanan kadının korkusunun sonucudur. Ancak bazı muayenelerde haplar flebektazi (damar genişlemesi sonucu varislerin ortaya çıkması) veya tromboz (damarlarda veya kalpte kanın pıhtılaşması) gibi hastalık durumlarına yol açabilmektedir. Tromboz olasılığının yüz binde yedi oranında olduğu belirtilmektedir. Emzirme hali de doğum kontrol hapı kullanmamayı gerektiren bir durumdur. Çünkü hap hem süt miktarını azaltır, hem de süte bebeğin hoşlanmadığı bir tad verir, öte yandan henüz hormonsal dengesine erişmemiş olan yeni yetişkin genç kadınlar hapa başvurmamalıdırlar; çünkü progesteron bazı genç kadınların hipofiz bezi üzerinde kalıcı bir etki yapar. Son olarak tansiyonu yüksek olan kadınların, damar iç zarı yangılanması (flebit) veya damar tıkanıklığı (emboli) çeken ya da karaciğer yetmezliğinden yakınan kadınların doğum kontrol hapı kullanmamaları gerektiğini belirtelim. Hapların yol açtığı burun kanamaları, mide bulantıları, baş ağrıları, kilo alma sivilce, bacak şişmesi ya da sinirlilik gibi durumlar genellikle birkaç ay sonra kaybolur.
Doktorlar, gebeliği önleyici haplara karşı hâlâ ihtiyatlı bir tutum içinde olup, hapı kullananlara sık sık doktor kontrolünden geçmelerini ve yılda hiç değilse bir ay ara vermelerini öğütlemektedirler.
Kansızlık halinde, yalnız gebe kalmayı kolaylaştırıcı maddeler içeren haplar verilir; çünkü bu maddeler aybaşı kanamalarına yol açmazlar. Yan etkileri ya da aşırı kilo alma durumu görüldüğünde doktorlar bir karma tedavi önerirler. Buna göre aybaşı döneminin ilk yarısında östrojenler, ikinci yarısında da östrojen ile gebe kalmayı kolaylaştırıcı madde (progesteron benzeri madde) karışımları alınır; böylece normale oldukça yakın bir hormonsal durum yaratılmış olur.
Gebelik önleme yöntemlerinin ve araçlarının çokluğu bunlardan hiç birinin kusursuz olmadığının en güzel kanıtıdır. Bunlar her kadına ya da her çifte rastgele uygulanamazlar. Çoğu zaman ayrı iki ya da üç yöntemi birlikte ya da peşpeşe uygulamak gerekir. Ancak istenmeyen bir gebeliğin her zaman bir moral çöküntüsü nedeni olduğu ve bu moral yıkıntısının çoğu kez yapısal bozukluklara yol açabildiği de bir gerçektir. Bu nedenle doğum kontrolü kaçınılmaz bir uygulamadır. Doğum kontrolünün akla uygun bir biçimde uygulanabilmesi için her kadın, uzman bir doktora başvurmalı kendi fiziksel ve ruhsal durumuna en uygun gebelik önleme yöntemini onunla birlikte incelemeli ve seçmelidir.
Artan nüfus beslenme kaynaklarının yetersizliğine yol açmaktadır. Nüfus artışının getirdiği beslenme sorunları günümüzün en önemli sorunlarındandır.
Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..!
Kategoriler Cinsel Sağlık, Gebelik, Genel Sağlık, Kadın Sağlığı, Kısırlık |
