Bağlantılar

Arşivler

Bağlantılar


« Doğum Kontrol Haplarının Faydaları Ve Zararları | Main | Cinsel İçgüdü Ve Toplumsal Kurallar »

Doğum Kontrolünün Psikolojik Yanları

By admin | Mayıs 8, 2008

DOĞUM KONTROLÜNÜN PSİKOLOJİK YANLARI
Günümüzde uygulanan çeşitli gebelik önleme araçlarının ve fizyolojik sonuç­larının incelenmesinden sonra, doğum kontrolüne bağlı olan bazı psikolojik tepkiler üzerinde durmak yerinde ola­caktır.Gebelik önleme araçlarının gerçek etki­si, çoğu zaman kuramsal olarak öngörü­len etkinin çok altındadır. Bu sonuç araçtan gerektiği gibi yararlanamamanın sonucudur. Ağız yoluyle alınan hap­ların gebeliği önleme etkisinin yüzde yüz oranında başarılı olması gerekirse de, birçok kadının hapı zamanında almayı unutması yüzünden bazen başa­rısız sonuçlarla karşılaşıldığı olmakta­dır. Bu unutkanlık bazen hapın kullanıl­ma biçimini tam olarak bilmemenin sonucu olur; çoğu zaman da gebeliği önleme davranışına karşı duyulan az ya da çok bilinçli bir nefretten ileri gelir. Bu psikolojik direnmeler ve kökenleri nelerdir? Bu sorunların tümünü bu kitabın çevresi içinde incelemeğe elbet­te olanak yoktur. Ama en sık görülen durumları ana çizgileriyle özetlemek yararlı ve öğretici olacaktır.Gebeliği önleyici araçların kötü kullanılabilmesinin bir nedeni karı ko­canın belli bir dönemde çocuk yapma­mak için geçerli gerekçelere dayanarak bir karar almalarına ve dolayısıyle bir önleyici araç kullanmalarına rağmen kadında köklü bir gebelik isteğinin varolmaya devam etmesidir. Bu istek zaten çoğu zaman karmaşık bir nitelik gösterir ve birbirine karşıt birçok ruhsal toplumsal etkenlerin sonucu olarak ortaya çıkar. Örneğin kadın bir çocuk edinme gereksinmesi duyduğu halde, koca buna maddesel nedenlerle yani geçim sıkıntısı yüzünden karşı çıkar.Bazen kadın ya da karı koca çocuk sahibi olmayı ister; ama bu kez de aile çevresi gençlerin toplumsal durumu henüz düzgün olmadığı gerekçesiyle bu isteğe karşı çıkar. Bazı kadınlarda da çelişik eğilimler görülür; kadın bazen gebe kalıp anne olmak ister fakat çok geçmeden bu isteğinden cayar. Gebelik isteğine bağlı olan bu karmaşık duygu­lar kadının fizyolojik tepkileri üzerinde bir değişikliğe yol açarak gebelik önle­yici aracın etkisini sınırlayabilir. Bazen kadın ya da karı koca geçerli gerekçe­lerle belli bir süre çocuk sahibi olmama­yı kararlaştırırlar; ama bu kararı gerçek­leştirmek için hiçbir şey yapamazlar. Aile planlaması kliniklerinde bu tutum kadınlar (ya da çiftler) tarafından çoğu kez “herşeyi doğadan beklemeli” dü­şüncesiyle açıklanmaktadır. Bu tür açık­lamalarda bulunan kadınlar böyle bir sorumluluk yüklenme hakkını kendile­rinde görmediklerini ileri sürerek kendi doğurganlıklarını etkili bir biçimde kontrol etmek konusunda büyük bir kararsızlık gösterirler.
İstediği zaman çocuk doğurma olanağı­nın kadınlar için çok büyük bir önem taşıdığı kuşkusuzdur. Ancak çok sayıda çocuk doğurduktan ya da istenmemiş gebelikler geçirdikten sonra, gebeliği önleyici araçlardan yararlanarak soruna etkili bir biçimde çözüm arayacak yerde, gebeliğe karşı elini kolunu bağla­yıp pasif bir direnişe yönelen kadınların sayısının oldukça kabarık olması şaşır­tıcıdır.Bazı kadınların gebeliği önleyici yöntemleri tam olarak uygulamakta gösterdikleri kararsızlığı açıklayabilen öbür nedenler arasında, gebeliği önle­meyi haksız olarak suçluluk olarak değerlendiren duyguyu da hatırlatmak gerekir. Gerçekten de gebeliği önlemeyi düşük yapma ya da çocuk öldürmeyle eşdeğerde sayan kadınlar vardır. Bu yanlış yorumun kökünde yine toplumsal bir neden yatmaktadır. Gerçekten de yakın bir geçmişte gebeliği önleme, doğum kontrolünün suç kabul edilen, bununla birlikte son derece yaygın olan öbür uygulamalarıyle karıştırılmıştı.Gebeliği önleme yöntemleri bazen karı kocada yanlış ve utanç verici bir şey yapmış olmak gibi olumsuz bir izlenim uyandırır. Bu duygunun da kökeni tarihseldir. Çünkü başlangıçta gebelik önleme sırf fahişelerin başvur­duğu bir yöntemdi. Gerçekten de, ge­belik önleme uygulamaları aile çevre­si içindeki yerini ancak XVIII. yüzyılda almıştır, öte yandan bazı gebelik önleme araçları özellikle erkeklerin kullandığı prezervatif, önceleri doğum kontrolü amacı gütmekten çok zührevi hastalıkların önüne geçmek amacıyle kullanılmıştır.
* Kadınların yaklaşık olarak yüzde yirmisi gebeliği önlemeyi annelik ve cinsellik kavramları arasında var olan dengeyi bozarak kadını sadece cinsel bir varlık haline getireceği gerekçesiyle kabul etmek istemezler. Gerçekten de evlilik ilişkilerinin üretici yanını geçici olarak da olsa durdurmak gebeliği önlemenin amacının sadece cinsel ol­duğunu ortaya koyar. Bu durum “Cinsel zevk” kavramını iyi anlayamamış kadın­larda olumsuz bir tepki uyandırırr Gebelik önleyici bir araç kullandıktan sonra bazı kadınlarda ortaya çıkan cinsel soğukluk biçimleri ve genellikle düzenli bilinen bir kadının doğum kontrol hapını almayı unutması gibi bazı görünüşte anlaşılmaz davranışlar buna dayanarak açıklanabilmektedir.
* Büyük bir gebelik isteği, hele sinirsel bir hastalık niteliğini taşıyorsa kazaen gebe kalmaya yol açabilir. Dişiliğini göstermenin tek yolunu annelikte bulan bir kadının, kendi isteğiyle de uygulasa, kocasının ya da doktorun isteğiyle de kabul etmiş olsa gebeliğin önlemesini bir yoksunluk olarak görmesi muhte­meldir. Başka bir deyişle, bir kadının gebeliği önlemeye karşı davranışı daima annelik arzusu tarafından etkilenir. Nitekim gebe kalan genç bir kadın böylece dişiliğini ispatlamış olur; me­nopoz öncesi dönemde yani olgun yaştaki bir kadın ise gebe kalarak dişiliğini yitirmediğini göstermeye çalı­şır. Bu düşünceler gerçeklere dayanan gözlemlerdir.
Sonuç olarak şimdilik ideal bir gebelik önleme yönteminin bulunmadığını, ku­ramsal açıdan yüzde yüz oranında bir yeterliliğe ulaşıldığı durumlarda bile, psikolojik etkenlerin tam bir başarıyı engellediğini belirtmek gerekir, öte yandan gebeliği önleyici aracın seçimi daha çok kadını ilgilendirmekle birlikte, karı kocanın bu konuda ortak bir karar almaları daha iyi sonuç verir. Birçok ülkelerde rasyonel bir nüfus planlaması gerçekleştirmek amacıyle, özel ya da kamu kuruluşu biçiminde aile planla­ması merkezleri kurulmuştur. Evli çiftler buralardan çeşitli gebelik önleyici araç­lar hakkında ayrıntılı bilgi alır ve kişisel durumlarına en uygun olan yöntemi seçmeye çalışır. Sonunda her çift kendine en uygun yöntemi seçer. Gebeliği önlemeye ve doğum kontrolü­ne karşı hâlâ sürdürülen yasaklamaları ortadan kaldırmak amacıyle, çiftleri gebelik önleyici yöntemlere alıştırmak, onlara doğru bilgi vermek ve benimse­dikleri yöntemde başarıya ulaşmalarına yardımcı olmak gerekir.

Kategoriler Cinsel Sağlık, Gebelik, Genel Sağlık, Kadın Sağlığı, Kısırlık |

Comments