Bağlantılar

Bağlantılar

Son Eklenen Yazılar

Bağlantılar


« Cinsel Güçsüzlük | Main | Bunalımlı Çağ Ve Yaşlılık »

Erkeklerde Ereksiyon Sorunu Ve Tedavisi

By admin | Mayıs 18, 2008

Sağlık Sorunlarınızı Bize Yazın Doktorlarımız Cevap Versin

Erkeklerde Ereksiyon Sorunu Ve TedavisiBaşarısızlıkların birbirini kovalaması üzerine, bu kez, kadın kuşkuya kapıla­caktır. Bu durumda, cinsel ilişki arala­rında “tabu” bir konu haline gelecektir. Kadınla erkek arasında yavaş yavaş bir suskunluk belirecektir. Aşka yabancı ko nularda bile, bildirişim ortadan kalka­caktır. Aile havası bozulacak, ama eşler­den hiçbiri bunun cinsel nedenlere da­yandığını kabul etmeğe yanaşmayacak­tır. Bu durumda, anlaşmazlık sürüp gi­decektir.
Güçsüzlük çoğu kez, otoriter bir anne eğitiminin sonuçlarına bağlıdır. Masters ve Johnson buna tipik bir örnek olarak, üç yıllık bir güçsüzlükten sonra, Saint Louis’de tedavi edilen 34 yaşındaki bir erkeğin durumunu gösterirler. Bu erkek, çocukluğunda bütünüyle annesinin buyruğu altında yaşamıştı. Ailede kararları anne almakta, harcamaları yapmakta, evin düzeni için gerekli her şeyle ilgilen mekteydi. Baba ise, pısırık, sessiz, içine kapanık bir kişiydi. Annesi izm vermedi ği için çocukluğunda spor yapamamıştı. Bu erkek 28 yaşında, bir sigorta şirketin­de çalışırken, tıpkı annesi gibi otoriter bir genç dula aşık olur ve evlenir. O za­mana kadar hiç cinsel ilişkide bulunma­dığı için, sevişmeyi karısından öğrenir. Cinsel birleşme sıklığını da kadın diledi­ği gibi ayarlar. Kocasını sık sık birleşme­ye zorlar. Geçmişi kendisine bir karşılaş tırma yapma olanağı vermediğinden, er­kek önceleri karısını doyurmaya çaba gösterir. Bir yıllık bir evlilikten sonra, yorgunluk duymaya başlar. Ancak yor­gunluk kanısının kendisini aşağılaması­na yol açar. Bu durumda erkek bir fahi­şeyle birleşmeyi dener. Ama penisi yine sertleşmez. Bu durumda güçsüzlüğün nedeni annenin ve karının baskıcı tutu­mudur.
Bunun gibi çok otoriter bir baba da oğ­lunda onun cinsel mutluluğuna zarar ve rebilecek bir güvensizlik duygusunun doğmasına yol açabilir. Gerçekte, bir çocuğun uyumlu psikolojik gelişimi an­ne babanın birbirine karşı uygunsuz davranmasıyla bozulmaya başlar. Mas­ters ve Johnson bu konuda baba baskısı­na şu tipik olayı örnek verirler: ikincil güçsüzlüğe yakalanmış 39 yaşındaki bir erkek Saint Louis kliniğine başvurur. Ço cukluğu, başarılı bir işadamı olan bir ba bayla kültürlü ve yetkin bir ev kadını ol­makla yetinen bir annenin yanında geç­miştir. Babasının evlilik dışı ilişkileri ol­muştur. Baba oğlundan okulda, sporda ve daha sonra, mesleğinde parlak başa­rılar elde etmesini istemiştir.Çocuğun cinsel yaşamı 20 yaşına kadar normal sürmüştür. Sonra evlenmiş ve üç çocuk sahibi olmuştur.On yıl kadar bir zaman boyunca, meslek yaşamı hep başarısızlıklarla geçmiştir.Çekingen olduğundan ve kendine güveni bulunmadığından, en küçük bir tersliği fırsat bilip işinden ayrılmış ve başka bir iş aramıştır. Sonun da babasının işletmesine girmiştir. Ama babası kısa zamanda yeteneksizliğini yüzüne vurmuştur. Bu durum cinsel etkin­liğini de etkilemiştir. Cinsel birleşme sı­rasında, babasının haksız davranışı aklı­na gelmeye ve cinsel heyecanını söndür meye başlamıştır. Böylece kişiliğiyle kendisini ezmiş olan başarılı ve ulaşıl­maz bir babaya karşı duyulan derin nef­ret ve aşırı sevgi cinsel güçsüzlüğe yol açmıştır.
Masters ve Johnson’un hastalarından 26′ sı geçmişlerinde dinsel ilkelere aşırı bağ lılık göstermeleri yüzünden güçsüzlük belirtileriyle karşılaşmışlardır. Bu erkek­ler önceden hiç bir cinsel denemede bu­lunmadan evlenmişlerdir. Cinsiyeti ya­sak ve tiksinti verici bir konu olarak de­ğerlendiren bu hastaların bir kısmı birin­cil güçsüzlük belirtileri göstermekteydi. Bir kısmında ise, evlilik başlangıçta ta­buları yıkmış ve cinsel etkinliği kolaylaştırarak cinsel mutluluk getirmiştir,bu­nunla birlikte,birkaç ay sonra bu erkek­ler yeniden eski sıkıntılarıyla karşı karşı­ya kalmışlardır. Yeniden su yüzeyine çı­kan “günah” kavramı kendisiyle birlikte güçsüzlük belirtilerini de getirmiştir. Bir süre sonra bilinçaltı cinsel birleşmeyi reddetmeğe başlamıştır. Güçsüzlüğü belirleyen şöyle bir durum da söz konusu olabilir: 20 yaşındayken genç ve bakire bir kızla evlenen bir er­kek, daha önce flört etmemiş ve da yapmamıştır. Kendisi de karı­sı da cinsiyet sözcüğünün bile kötü kar­şılandığı bir ortamda yetişmişlerdir. Er­kek kadın vücudunu hiç tanımamakta­dır. Bununla birlikte, iki kez fahişelerle ilişkide bulunmayı denemiştir. İlkinde, kadın kendisine tahta perdeyle çevrili bir avluda birleşmeyi teklif edince, utanmış birleşmeden kaçmıştır. İkincisinde, bir başka fahişe kendisine verince nasıl kullanacağını bilememiştir. Kadın prezervatifi penise kendisi takmayi deneyince genç erkekte doğal olarak erken boşalma olmuştur. Erkek bunun üzerine hiç bir zaman normal cinsel davranışta bulunamayacağı kaygısına kapıl­mıştır. Evliliğinin ilk on ayı içinde de ortaya çıkmıştır. Zaman zaman karısıyla cinsel ilişkide bulunmakla birlikte, cinsel ilişki hep ikinci planda kalmıştır. Erkeğe güvensiz lik egemen olmuş, cinsel yönden doyu­rulmayan kadın ise çocuklarına yönel­miş ve içine kapanmıştır. İkincil güçsüzlük gençliklerinde homo­seksüel ilişkilerde bulunmuş olan erkek­lerde de görülebilir. En ciddi durumlar,sapıklık olarak gördükleri heteroseksüel ilişkilerden kaçmak için evlenmeyenlerin durumlarıdır. Bazıları ise evlenmeyi moral denge sağlamanın çaresi olarak görürler. Ama buna karşılık, bir kadınla ilk temastan itibaren güçsüzlükleri orta­ya çıkanların çoğu bu ikinci türe girer. Bazıları başlangıçta gerçek bir sevgi üze rine kurulmuş sakin bir evlilik yaşamı sürdürmeyi ve kanlarıyla uyumlu cinsel ilişkilerde bulunmayı başarırlar. Ancak daha sonraki yıllarda, bastırabileceklerini sandıklarını bir takım eğilimlerin belirdiğini görürler. Bu homoseksüel eğilim­ler yüzünden, bazen bir başka erkek için ölçüsüz bir tutku başgösterir, bunun ilk sonucu kadınlara karşı ilginin bütünüyle ortadan kalkması olur. Erkek bu durumda ikiye bölünür ve yeni eğilimlerini karısından gizlemek için “çift cinsel yaşam” sürmeyi dener. Ka­dın çok geçmeden kocasının cinsel ye­tersizliğini fark eder. Erkek ise ilişkileri bir zorlama kabul etti­ğinden güçsüzlüğü gitgide ilerler. Bu gibi güçsüzler gençliklerinde homo­seksüel etkinlikte bulunmuşlar ancak da ha sonra bu etkinlik hızla kaybolmuş­tur. Gençliklerinde kızlara karşı koruyu­cu bir “ağabey” tutumu takınmışlardır. Kalp hastalıklarından, aşırı ilâç kullan­maktan, genel bir enfeksiyondan, iç salgıbezi bozukluğundan ya da şeker has­talığından gelen cinsel güçsüzlükler de vardır. Ciddi bir araştırmayla bunların nedenleri bulunabilir. Doktor uygun te­davi yolunu bundan sonra seçer. Bununla birlikte, sadece fizyolojik görünüşlü bazı güçsüzlüklerin ruhsal yapının derinliklerlne kök salmış bir yürek darlığının dış belirtileri olabileceğini de akıldan uzak tutmamak gerekir.Aşırı yorgunluk çoğu kez cinsel yorgunluğa yol açar: Bu durumda alkolden yardım ummak cinselgüçsizlüğü daha da çoğaltır.

Aradığınızı Bulamadıysanız Aşağıdaki Google Gelişmiş Aramayı Kullanın

Alt Kategoriler: , , , , , , , , , , , , ,

Üst Kategoriler Cinsel Sağlık, Genel Sağlık, Kadın Sağlığı, Üroloji |

Comments