Evlilik Öncesi Cinsel İlişkiler
EVLİLİK ÖNCESİ CİNSEL İLİŞKİLER
Evlilik öncesi cinsel ilişki hiç bir benzer hayvan etkinliğiyle karşılaştırılamaz. Gelişmiş memelilerde bile, hayvanın çiftleşmeyi mümkün kılacak yeterli olgunluğa erişmesinden sonra ilk cinsel ilişkiler görülür. Buna karşılık, evlilik kurumunun var olduğu ve evlilik öncesi birleşmenin kişinin uyumlu gelişmesi için zorunlu bir uygulama olarak kabul edildiği ilkel toplumlarla bir karşılaştırma yapılabilir. Çok geniş bir hoşgörüye sahip olan bu toplumlarda, cinsel nitelikli oyunlar oynayan çocuklar, ergenlikten itibaren cinsel ilişkide bulunmaya başlarlar; bu ilişkiler evliliğe hazırlık anlamı taşır.
Cinsel yaşamın ilk bilgileri oyunlarla, denemelerle yani bir çeşit “geçiş sınavları”yla kazanılır. Erginler dünyasına kabul edilmesi için, yeni yetişkin delikanlının bu sınavlardan geçmesi gerekir. Delikanlıda ilk boşalmalar genç kızda ilk aybaşı kanamaları bu sınavların başlangıcını belirler. Zaten bu toplumlar erkekte ve kadında bekârete hiç bir önem vermezler. Daha az hoşgörülü toplumlarda ise, bekâret kavramı daha belirgin bir önem kazanır. Kızlık zarı çoğu zaman, büyülü güçleri olduğuna inanılan kişiler tarafından bozulur. Bazı Afrika kabilelerinde, kabilenin en yaşlı kadını genç kızların kızlık zarını bozmakla görevlendirilir. Bu iş için de boynuzdan yapılmış bir araç kullanılır. Eskimolarda, bu görev bir bekâr delikanlı tarafından yerine getirilir.
Bu tür uygulamalara ortaçağ kaynaklarında da rastlanır. Nitekim köleler evlenince, gelin ilk geceyi senyörle geçirirdi. Ahlâk kurallarının biçimlenmesi evlilik öncesi ilişkileri yavaşlatmış ve hatta kesin bir biçimde yasaklamıştır. Yeni yetişkin erkeğin evlenmeden önce cinsel ilişkide bulunması çoğu kez hoş görülürse de, genç. kızlar için bu durum söz konusu değildir. Çoğu ülkelerde, gelenekler kızlık zarının bozulmasını kocaya özgü bir hak sayarlar. Bu geleneğin kökünün, evlenmelerin sadece akrabalar arasında yapıldığı ve doğacak çocukların kabile kanından olmalarına önem verildiği çok eski devirlere kadar uzandığı sanılmaktadır.
Nitekim çağdaş antropoloji de bu savı doğrulamaktadır. Bekâret tabusunun ataerkil ailede erkeğin üstünlüğünden doğmuş olması ve özellikle, eskiden olduğu gibi bugün de görülen başlık uygulamasının bir sonucu olması mümkündür. Mal mülk (hayvan, elbise, mücevher, arazi) karşılığında satın alınan ya da değiş tokuş edilen kadın, çoğu durumlarda bir mal olarak görülürdü. Eş olarak seçilen kadının bekâretle simgelenen erdeminin, koca olacak erkeğin sunduğu armağanların değerini karşılaması gerekirdi.
Ancak bu konudaki gelenekler XX. yüzyılın başından itibaren, batı dünyasında olduğu kadar az gelişmiş ülkelerde de değişme göstermiştir. Kadın her geçen gün yeni özgürlükler kazanmaktadır. Çoğunlukla kendi gereksinmelerini kendisi karşılamaktadır. Cinsellik artık sadece çocuk doğurma amacına yönelik değildir. Gebelik önleme yöntemlerinden yararlananların sayısının gün geçtikçe artması, cinsellik alanındaki bu yeni görüşün düşünceleri ve töreleri büyük ölçüde etkilediğini göstermektedir. Evlilik öncesi ilişkiler son yıllarda, önceleri bu tür ilişkilerin sıkı bir biçimde yasaklandığı ülkelerde bile bir yaygınlık kazanmıştır. Ne var ki cinselbilim uzmanlarının bekâret kavramının yüzyılımızın sonlarına doğru ortadan kalkacağını öne sürmüş olmalarına rağmen, henüz böyle bir durum gerçekleşmemiştir. Kinsey Raporu bu konuda 1950 ile 1960 yılları arasında toplanmış verileri içerir. Bu rapora göre, 1900′lerde doğan ve yirmi beş yaşından önce evlenen kadınların ancak yüzde 14′ü evlilik öncesi cinsel birleşmede bulunmuşlardır. Hemen sonraki kuşakta bu oran yüzde 36′ya ulaşmıştır. Yeniyetmelik çağı ikinci Dünya Savaşı sonrasına rastlayan ku şakta ise ortalama oranı yüzde 50′yi geçmiştir. Daha sonraki kuşak konusundaki bilgiler ise henüz eksiktir. Ancak, Vance Packard adlı araştırmacı, evlilik öncesinde cinsel ilişkilerde bulunan üniversite öğrencilerinin oranının yüzde 50 ya da 60 olduğunu belirtmektedir. Kinsey, incelemelerinden elde ettiği sonuçları dikkate alarak, evlilik öncesinde cinsel ilişki konusunda toplumun gelir düzeyi yüksek katlarının kararsız olduğunu saptamıştır.
Bu konudaki serbestleşme sürecinin ağır gelişmesi, bekâret kavramının kökeninin toplumsal bilinçaltının çok derininde olduğunu göstermektedir. Bu kavramın dir sel ve toplumsal etkileri bireysel düzeydeki psikolojik etkileri kadar güçlüdür. Bugünkü tek tanrılı büyük dinler kadının “sağlığına” önem vererek, bekâreti temel bir değer haline getirmiştir. Böylece bekâret kişiyi fiziksel ve ruhsal iti I imlerini kontrol etmeye zorlayan bir erdem niteliği kazanmıştır. Yine Kinsey’e göre, dine saygısı olan kadınların çoğu evleninceye kadar bekâretlerini korumaktadır. Bununla birlikte, cinsel serbestleşmeyi frenleyen etken sadece din değildir. Batı ülkelerinde bile, bugün “namuslu” olarak nitelenen kadınlarla öbürleri arasında büyük bir uçurum vardır.
Her zaman cinsel birleşme fırsatları kollayan ve içine kapanmayı erkekliğine yediremeyen çoğu erkekler, sonunda bakire bir kadınla evlenmek isterler. Akdeniz ülkelerinde görülen bu oldukça çelişkili tutum, aile ilişkileri konusunda ilginç sonuçlar doğurmuştur. Bu ülkelerin erkekleri annelerini ve kızkardeşlerini cinsiyetsiz yaratıklarmış gibi görme eğilimindedirler. Bu düşünceyi nikâhlanacakları kadın için de geçerli sayarlar. Karılarına karşı duydukları aşırı saygı ruhsal tutukluklara yol açar. Sonuç olarak, bu erkekler cinsel gereksinmelerini doyurmak için, sokak kızlarına başvurmak zorunda kalırlar. Bu gözlemden hareket eden bir toplumbilimci, “Akdeniz erkeği kadınları, bakireler ve fahişeler olmak üzere iki grubu ayırır” demektedir.
Vance Packard’ın üzerlerinde anket yaptığı üniversite öğrencilerinin çoğu, evlilik öncesi ilişkilerin serbestleşmesinden yana olduklarını söylemişlerdir. Ancak, aralarında çoğunun evlilik öncesi cinsel birleşmeyi kabul etmesine karşılık, evlilik öncesinde cinsel ilişkide bulunmuş bir kızla evlenmek isteyen erkeklerin sayısı çok azdır. Bu çelişkili tutumu açıklamak için bazı öğrenciler, mantık açısından kabul ettikleri bu durumu, duygusal açıdan kabullenmekte güçlükle karşılaştıklarını söylemişlerdir. Birçok cinselbilim uzmanı, evlilik öncesi birleşmeyi evlilikte uyumun en güvenilir garantisi olarak kabul eder. Tecrübeli bir erkek ya da bir kadın, eşine daha büyük bir hoşgörüyle davranır ve ,onun isteklerine daha iyi cevap verir. Eşler arasında bir cinsel anlaşmazlık ortaya çıkacaksa, bunun evlendikten sonra değil de evlenmeden önce ortaya çıkması kuşkusuz çok daha iyidir. Bu nedenle bu cinselbilim uzmanları cinsel deneyin evlenmeden önce yapılmasının doğru olacağı kanısındadırlar. Çünkü evlilik öncesinde taraflar ortak yaşamın gerektirdiği yükümlülüklerden uzak, serbest bir cinsel yaşam içinde olurlar. Oysa evliliğin ilk yılları güçlüklerin, zorlukların bitip tükenmek bilmediği bir dönemdir.
Buna karşılık psikologlar böyle bir anlayışa tepki göstermişlerdir. Bu tepki hastalar üzerinde yapılan gözlemlere dayanmaktadır. Gerçekten de benimsenmiş ilkelere ya da ortamın kurallarına karşı çıkan bir kişi cinsel ya da sinirsel hastalıklara yakalanabilir. İstekle korku ve “serbest” bir davranışla toplumsal buyruklar arasındaki çatışma, bir suçluluk duygusu doğurarak cinsel ilişkilerdeki uyumluluğu bozabilir. Bu nedenle aileden ya da toplumdan kopan gençler bir arada, kendi ahlâk ilkelerine göre yaşarlar ve eski çevreleriyle bağlarını koparırlar. Böyle bir topluluğun üyeleri arasındaki dayanışma, bir güvenlik garantisidir. Bununla birlikte, birçok genç flörte karşı çıkmaktadır. Bu tür cinsel doyum biçimini cinsel özgürlüğü yasaklayan bir toplumun ikiyüzlülüğüne verilmiş bir ödül olarak kabul etmektedirler Förtü cinsel sorunlar karşısındaki çiftin ve bireyin sorumluluktan kaçışı olarak nitelemektedirler. Gerçeği söylemek gerekirse, kadınların evlilik öncesi birleşmeyi kararsızlıkla karşılamaları rastlantısal değildir. Kinsey’in incelediği grupta, genç kızların çoğu bu ilişkilere ancak nişanlılarıyle ve evlenmeden çok kısa bir süre önce razı olmuşlardır. Geri kalanlar ise evlilikten önce kızlıklarını yitirince toplumun gözünden düşeceklerine inanmışlar ve cinsel kilimlerine direnmeyi yeğ tutmuşlardır. Uygulamada, dengeli kadın ve erkekler bu konuda toplumsal zorlamalarla kendi anlaşıyları arasında bir uzlaşma sağlamakta zorluk çekmezler.
Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..!









iyi günler
ilk gece gerdek gecesinde kızlık yırtılmasından sonra tekrar vajinaya birleşme olurmu?
ilk gece de sadece kızlık bozmak mı olur.. boşalma olmaz mı ? sonrasında birkaç kez birleşme olur mu ? ne kadar süreyle..
yardımlarınız için teşekkür ederim