Bağlantılar

Arşivler

Bağlantılar


« Vitaminlerin Etkileri | Main | Doğuştan Kusurlar Ve Bilinmeyen Urlar »

Hastalıkların Etkileri Ve Tedavi Biçimi

By admin | Mayıs 1, 2008

HASTALIKLARIN ETKİSİKısırlığa üreme yolları yangılanması veya gibi çeşitli da yol açabilir. Bugün mikroplu vücuttan çıkmış iç çamaşırla­rını giyen ya da mikrop bulaşmış tuvaletlere girip çıkan, hiç cinsel ilişki­de bulunmamış küçük kız çocuklarının da belsoğukluğuna yakalandıkları bir gerçektir.
Belsoğukluğunun teşhisinde geç kalı­nırsa hastalık tedavisi zor bir kısırlığa yol açar. Antibiyotiklerin bulunuşun­dan sonra, önemli ölçüde gerilemiş ve son yıllara kadar korkulur olmaktan çıkmıştır. Ancak son zaman­larda, gonokokların alışılmış antibiyo­tiklere karşı direnç kazanmaya başla­dıkları gözlenmiştir. Helaların kısırlığa yol açabilen çeşitli mikropların yuvası olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir. Mikroplar anustan dölyoluna kolayca geçebilir. Bu neden­le vücudun bu bölgelerinin her zaman temiz tutulması gerekir. Bazen körbağırsak takısı yangısı () sağ fallop borusuna sıçrayıp dolaylı bir kısırlık nedeni olabilir. Bu tür yangı iyileşmiş olsa bile birtakım kötü izler bırakabilir, örneğin meydana gelebilecek yapışmalar sonucu, dölya-tağının yeri değişebilir, hatta bazen fallop boruları tıkanabilir. Gerçekte de basit bir kanal niteliğinde olan bu borular yumurtayı alan ve kasılma hareketleriyle dölyatağına kadar ileten önemli organlardır. Bu nedenle fallop borularının görevlerini tam olarak yap­maları gerekir.
Dölyatağı boynu herhangi bir nedenle yangılandığı zaman spermatozoitlerin yolu tıkanır, bunlar dölyatağına gire­mezler. Mikropların yol açtığı bu yangılar zamanında tedavi edilirse, kısırlığın önünü almak az çok kolayla­şır. Böyle bir yangılanmada zarın mikroplara karşı daha dayanıklı bir hale gelmesi için, genç kızlara ve östrojen iğnesi yaptırmaları öğütle­nir. Göğüslerin irileşmesi, kılların ço­ğalması gibi yan etkiler ise tedavinin sona ermesiyle ortadan kalkarlar. Ka­dınlarda kimyasal tedavinin yanı sıra, etkilenen çeperlere (yüksek frekanslı elektrik akımı yardımıyle canlı dokuları kesme ya da tahrip etme) tedavisi uygulanır. Bu yöntemin üstünlüğü bıraktığı yara izle­rinin yumuşak olmasındadır. Böylece doğum sırasında, dölyolunun genişle­mesini engelleyecek bir problem ortaya çıkmamış olur. Röntgen ve ses ötesi tedavileri de yangıların iyileştirilmesin­de olumlu sonuçlar sağlar; ancak bu tedaviler tek başına uygulanamaz ve çoğu zaman bunlarla birlikte antibiyo­tik tedavisine de başvurulur. Dölyatağmın konumunda bir bozukluk veya kan dolaşımını zorlayacak yapı­şıklıkların bulunması, yangıların oluş­masını kolaylaştıran bir ortam yaratır. Gerçekten de bozuk bir kan dolaşımı, organizmanın savunma gücünü zayıfla­tır. Yangı tehlikeli değilse ve özellikle kısırlık daha önceki bir yangıdan ileri gelmişse, tedavi yöntemi değişir. Eğer durum böyleyse, fallop boruları tıkan­mış veya sertleşmiş oiabilir. Buna göre dölyatağmın ve boruların durumunu doğru olarak saptamak için bazı incele­melerin yapılması gerekir. Dölyatağı boşluğuna gaz (genellikle karbon dioksit) vermek en çok kullanı­lan yöntemlerden birisidir. Böylece boruların geçirgenlik derecesi anlaşıl­mış olur. Fallop borularının açıklığı normal ise gaz bir güçlükle karşılaşma­dan karın boşluğuna geçer. Doktor hafif bir dirençle karşılaştığı zaman fallop borularının açılmasını sağlamak için gazın basıncı arttırabilir. Eğer buna rağmen boruların tıkanıklığı gide­rilmezse, bu tedavi yönteminin durdu­rulması gerekir. Bununla birlikte, böyle bir inceleme gazın her iki boruya da girdiği konusunda doğru bilgi sağla­maz. Daha kesin bir bilgi edinebilmek için, dölyatağına ışınları geçirmeyen bir sıvı şırınga edilir. Sıvı bir süre sonra fallop borularında yükselir. Böy­lece, sıvının aldığı yol röntgen filmi üzerinde izlenebilir. Eğer fallop borula­rı tıkalıysa sıvı geçmez ve sonuç olarak filmin üzerinde hiç bir şey görülmez. Yalnız bir boru tıkalıysa sıvının ilerleyi­şi filmin ancak bir yanında izlenebilir. Bu iki inceleme yönteminin ayrıca tedavi edici özellikleri de vardır, örne­ğin, bazen küçük bir tıkanıklığı ortadan kaldırabilirler. Bununla birlikte, doktor çok dikkatli davranmalı ve üreme organlarında kanama görüldüğünde ve­ya dölyatağı boşluğunda mikroplara rastlandığında bu yöntemleri uygula­maktan vazgeçmelidir.

Kategoriler Cinsel Sağlık, Genel Sağlık, Hastalıklar, Kadın Sağlığı, Kısırlık, İç Hastalıkları |

Comments