« Cinsel Doyumun Fizyolojisi | Main | Kadınların Cinselliğe Bakış Açıları »
Kadında Cinsel Davranış Bozuklukları
By admin | Mayıs 16, 2008
Sağlık Sorunlarınızı Bize Yazın Doktorlarımız Cevap Versin
XX. yüzyılın başında, Freud Viyana’da değişik derecelerde histerik durumlar gösteren kadınlar üzerinde yaptığı gözlemlere dayanarak “transfer” adını verdiği bir kuram geliştirmiştir. Bu kurama göre sinirsel bozukluklara, kişinin psikolojik gelişimi sırasında bir tutukluğun ortaya çıkması ya da libidonun bastırılması yol açmıştır. Sıkıntıyı giderecek bir çare bulunamaması nedeniyle biriken cinsel gerilim, gerçekte önemli ruhsal bozuklukların belirtisi olan fiziksel rahatsızlıklarla ortaya çıkmıştır. Freud cinsel doyumun bu gerilimleri sona erdirdiğini ortaya çıkarmıştır. Gerçekten de cinsel doyuma erişebilen, dolayısıyle cinsel duyumsuzluğu olmayan kadınlarda sinirsel bozukluklara oldukça az rastlanır.
Bununla birlikte Freud bu kadınların çoğunun cinsel doyuma gerek tek başlarına gerek eşleriyle uyguladıkları mastürbasyonla ulaştıklarına dikkati çekmiştir. Sadece küçük bir azınlık cinsel birleşme sırasında doyuma ulaşmaktadır. Bu gerçek Freud’ü cinsel doyumun hem klitoris yoluyle, hem’dölyolu aracılığıyle meydana geldiğini düşünmeye yöneltmiştir. Klitoris yoluyle cinsel doyuma ulaşma, Freud’e göre cinsel doyumun “çocuksu” bir biçimidir. Dölyolu aracılığıyle cinsel doyuma ulaşma ise kadının tabulardan kurtulmuş olmasının belirtisidir.
Freud’ün çağı için devrimci nitelik taşıyan görüşleri cinselbilim uzmanları tarafından inceleme konusu haline getirilmiştir. Cinselbilim uzmanları Freud’ün buluşlarından yola çıkarak, gittikçe gelişen yöntemlerin de yardımıyle araştırma alanını durmadan genişletmişlerdir. Kadınların cinsel birleşme sırasındaki tepkileri çok çeşitli ortamlarda gözlenmiştir. Böylece bazı kadınların herhangi bir cinsel uyarıya cevap vermedikleri ve cinsel birleşmeye “katılmadıkları” ortaya çıkarılmıştır. Bazı kadınlar ise uyar kılabilmekte ve fizyolojik tepkilerin (dölyolu salgıları, dölyolu genişlemesi) de gösterdiği gibi, cinsel birleşme istemekte ancak cinsel doyuma ulaşmayı başaramamaktadırlar. Bazı kadınlar cinsel doyuma cinsel birleşmeyle değil de sadece klitorisin uyarılmasıyle ulaşmaktadırlar. Nihayet aynı cinsel birleşme sırasında cinsel doyuma bir ya da daha çok kez ulaşabilen kadınlar da vardır.
Büyük çeşitlilik gösteren bu tepkilerin dışında, başka ayrımlar da ortaya konmuştur. Buna göre cinsel birleşme sırasında uyarılıp da cinsel doyuma ulaşamayan kadınlardan bir kısmı birleşmeden sıkıntı duymaz ve hatta arzu edildiklerini ve sevildiklerini düşünerek bundan zevk alırlar. Buna karşılık bazıları ise cinsel itilimlerden acı duyarlar ve bu itilimlerin doğurduğu gerilime tahammül edemezler; bazen içlerinde eşlerine karşı bir kin gelişir ve aynı zamanda aşağıhk duygusuna kapılırlar. Bazen de mastürbasyona başvururlar ya da cinsel birleşmeden önceVeya sonra cinsel doyuma ulaşıncaya kadar kendilerini uyarılmaya bırakırlar fakat bu durumdan utanırlar. Bu utanç kolayca doyuma ulaşan eşlerinden zevkli olmayan bir işi yapmalarını istemelerinden doğar. Psikanalistlerin iki dünya savaşı arasındaki yıllarda saptadıkları bu sonuçlar, o zamandan beri büyük değişikliklere uğramamıştır. Kinsey raporunun incelenmesi, o yıllar için belirlenen sınıflandırmanın günümüzde de geçerli olduğunu göstermektedir. Cinsel soğukluk, elli yılı aşkın bir süredir özel incelemelerde olduğu kadar kadın dergilerinde ve radyo yayınlarında bile sık sık tekrarlanan bir terim olmuştur. Soğuk kadın nasıl tanımlanabilir? Cinsel uyarıya tepki göstermeyen kadınlara mı, yoksa cinsel birleşme sırasında cinsel doyuma ulaşamayan kadınlara mı “soğuk” denilir? Bugün böyle bir ayrım geçerli değildir. Masters ve Johnson gibi çağdaş cinselbilim uzmanlarının asıl amacı kadının cinsel yaşamını nasıl sürdürdüğünün incelenmesidir. Eğer kadın eşiyle bir denge kurmayı başarmışsa, cinsel doyuma ulaşıp ulaşamayışı, cinsel doyumun klitoris ya da dölyolu aracılığıyle gerçekleşmesi gibi sorunlar önemini yitirir ve arka plana itilirler.Özellikle, dölyolu ‘orgazmına (cinsel doyum) ulaşamayan bir kadın, günümüzde artık anormal olarak kabul edilmemektedir.
Kadının cinsel yönden aşağı bir durumda olduğu konusu ancak İkinci Dünya Savaşı sonrasında somut olarak ortaya atılmıştır. Bunda varoluşçu yazarların ve özellikle Simone de Beauvoir’ın büyük rol oynadığı bir feminist akım etkili olmuştur. Simone de Beauvoir ikinci Cinsiyet adlı kitabında kadınların cinsel liklerini doya doya yaşamak konusunda karşılaştıkları güçlükleri göstermek için Freud’ün görüşlerini ele alır. Bu durumun sorumluluğunu erkek tarafından ge liştirilmiş ve kabul ettirilmiş değerler üzerine kurulu ve kadının ancak ikinci derecede rol oynadığı toplumsal düzene yükler. Yazara göre hizmetçi düzeyine indirilen kadın kocanın ancak toplumsal ve entelektüel bir “uzantısı”dır. Bu sınırlamalar karşısında kadının cinsel doyum sorununu ele alabilmesi olanaksızdır. Erkekler aralarında cinsellik konu sunu her yerde ve her düzeyde konuştukları halde, kadınların bu konuda çok az konuşmaları hiç de şaşırtıcı değildir. Kadınların bu tutumu cinsel ilişkilerin hep erkeğin keyfine göre sürmesini kolaylaştırmaktadır. Bu durumda kadınlar için pasifliğe ve çocuk doğurmaya boyun eğmekten başka çare kalmamaktadır.
Ancak savaş sonrasındaki feminist başkaldırı herşeyi alt üst etmiştir. Yeni kuşaklar kadınların toplumsal haklarının yanısıra cinsel haklarına da sahip çıkmışlardır.
Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..!
Aradığınızı Bulamadıysanız Aşağıdaki Google Gelişmiş Aramayı Kullanın
Alt Kategoriler: cinsel açlık, cinsel doyuma ulaşmak, cinsel duyumsuzluk, cinsel soğukluk, dölyolu genişlemesi, dölyolu salgıları, feminist nedir, kadında cinsel davranışlar, Kadında Cinsellik, kadının cinsel davranışları, Klitoris yoluyle cinsel doyuma ulaşma, ruhsal bozukluklar
Üst Kategoriler Cinsel Sağlık, Genel Sağlık, Kadın Sağlığı |
