« Gebeliği Önlemede Gömlek Düğmesinden Modern Kapağa | Main | Doğum Kontrol Haplarının Faydaları Ve Zararları »
Kısırlaştıma Ve En Uygun Yöntemler
By admin | Mayıs 8, 2008
Sağlık Sorunlarınızı Bize Yazın Doktorlarımız Cevap Versin
KISIRLAŞTIRMA
Nüfusun son derece büyük bir hızla arttığı ve gebeliği önleme yöntemleri eğitiminin hemen hemen olanak dışı olduğu ülkelerde, doğum kontrolü sorununa önemli fakat aşırı bir çözüm getirilmiştir. Bu çözüm kısırlaştırmadır. Erkekte kısırlaştırma basit, tehlikesiz ve ağrısız bir ameliyatla gerçekleştirilir. Yerel anestezi ile gerçekleştirilen ameliyat hiç bir kötü fiziksel sonuç doğurmaz. Ameliyat sırasında operatör spermatözoitleri salgılandıkları erbezlerinden siyeğe ileten meni kanallarını bağlar. Ameliyat dış organlar üzerinde yapıldığından tehlikesizdir. Erbezlerinin dokuları incinmediği için, kana hormon salgılamaya devam ederler. Bu ameliyatın cinsel ilişkiler üzerinde de hiç bir olumsuz etkisi olmaz; çünkü prostat bezinin ürettiği spermatozoitsiz sıvı meni görevi görür ve böylece cinsel birleşme doğallığından hiç bir şey yitirmemiş olur. Bu durumda erkek bütün erkeklik gücünü korur, ama çocuk yapma yeteneği ortadan kalkar.Eğer ameliyattan sonra erkekte bir cinsel güçsüzlük görülürse, bunun nedeni sadece psikolojik olabilir.Erkekleri kısırlaştırma ameliyatının parasız yapıldığı Hindistan’da hükümet ayrıca kısırlaşmak isteyen her erkeğe ikramiye vermekte ya da bir transistorlu radyo armağan etmektedir.Bununla birlikte, çocuk yapma yeteneklerinin göz göre göre ellerinden alınmasını kabul edenlerin sayısı çok azdır. Çoğu zaman en basit gereksinmelerini bile karşılayamayacak durumda olan üçüncü dünya ülkelerinin erkekleri, fiziksel üstünlüklerine büyük önem verirler ve onun bir, parçasını feda etmeye razı olmazlar. Üstelik kısırlaştırma kesin ve kalıcı bir ameliyattır; çünkü bağlanmış kanalların yeniden açılıp çalışır duruma getirilmesi güçtür. Avrupalı erkekler de kısırlaştırılmaya karşı çıkmaktadırlar. Ancak karılarının kısırlaştırılması söz konusu olduğu zaman daha fazla hoşgörüyle davranmaktadırlar. Kadının kısırlaştırmasında, cerrah fallop borularını bağlar. Böylece, ne döllenecek yumurtacıklar spermatozoitlere doğru inebilirler, ne de spermatozoitler yumurtacıklara ulaşabilirler. Fallop borularının bağlanması hastaneye yatmayı, genel anestezi uygulamayı ve karın çeperinin açılmasını gerektiren bir ameliyattır. Bu yüzden bu ameliyatın gerekli başka bir ameliyat, örneğin bir sezaryen ameliyatı sırasında yapılması tercih edilir..
öte yandan kısırlaştırma iyileşmez akıl hastalıkları ya da zekâ geriliği hallerinde başvurulması gerekli bir durum olmaktadır. Ancak bu sorun çeşitli tartışmalara yoj açmaktadır. Uyşulama-da bazı devletler ağır akıl hastaları için kısırlaştırmaya izin vermektedirler. Ancak bu durumlarda ameliyatın hastanın istemi dışında, adli bir merciin ya da bir hekimin karar vermesi üzerine yapılması, sorunun hukuki yönünün çözümünü zorlaştırmaktadır.
Kısırlaştırma ameliyatına karar veren çiftlerin doktora danışarak, kısırlaştırma işleminin kadına mı, yoksa erkeğe mi uygulanmasının doğru olacağını saptamaları yerinde bir davranış olur. Günümüzde gebelik önleme tekniklerinin büyük bir hızla gelişmesi nedeniyle,kısırlaştırma ancak bütün öbür olanaklar denendikten sonra başvurulabilecek bir çare haline gelmiştir. Gebeliği önlemenin bazı güçlüklere yol açtığı hallerde bile, biraz daha sabretmek bu son çareye başvurmaktan çok daha iyi bir yoldur; çünkü kısırlaştırmayı gereksiz kılacak yeni bir buluşun ortaya çıkması pekâlâ mümkündür. Sırası gelmişken, kısırlaştırman erkeğin bu durumuna son vermenin bugün için olanak dışı bulunduğunu bir kere daha belirtelim. Aynı durum çoğu zaman kadın kısırlaştırılmasında da söz konusudur. Ancak fallop borularının dölyatağına çok yakın yerden bağlanmış olması halinde, kadının yeni bir ameliyatla eski durumuna döndürülmesi mümkündür. Fakat bu ameliyatın başarı “oranı en iyimser bir tahminle yüzde yirmidir.
Bir süre önce isteyerek ameliyat olup kendisini kısırlaştıran, sonra da yaşam koşulları değiştiği için (boşanma, bir çocuğun ölmesi v.b.) kısır olduğuna üzülen, pişman olan ve kısırlığın giderilmesini isteyen kadınların sayısı hiç de az değildir.
Kısırlaştırma ameliyatını kabul eden doktor her iki eşin isteklerini de hesaba katmalı ve ameliyatın eşlerden birinin baskısıyle yapılmadığına emin olmalıdır. Kısırlaştırma ameliyatının yapılmasını gerektiren bu koşula kadın ne kadar gençse o kadar çok uyulması gerekir. Doktorlar kısırlaştırma ameliyatını daha çok otuz beş yaşını geçmiş ve özellikle kırk yaşını aşkın kişiler üzerinde uygularlar. Çünkü geri zekâlı çocukların doğma tehlikesi bu yaşlardan sonra daha da artar.
Kadının kısırlaştırmayı hiç istemediği, ama sağlık nedeniyle bunun gerekli görüldüğü hallerde (diyabet, verem, böbrek ya da kalp ve damar bozuklukları v.b.) doktor güç durumda kalır. Böyle durumlarda tıbbi açıdan anne olmasına imkân olmayan kadının düşünerek ve danışarak bu karara varmasını beklemek en uygun yoldur.
Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..!
Aradığınızı Bulamadıysanız Aşağıdaki Google Gelişmiş Aramayı Kullanın
Alt Kategoriler: böbrek hastalıkları, damar bozuklukları, diyabet, Erbezlerinin dokuları, Erkekleri kısırlaştırma ameliyatı, erkekte cinsel güçsüzlük, Erkekte kısırlaştırma yöntemleri, fallop boruları, gebeliği önleme yöntemleri, gebelik önleme teknikleri, Kadının kısırlaştırılması, kısırlaştırma, kısırlaştırmanın sebepleri, prostat bezi, spermatozoitsiz nedir, verem
Üst Kategoriler Cinsel Sağlık, Gebelik - Hamilelik, Genel Sağlık, Hastalıklar, Kadın Sağlığı, Kısırlık |
