Kısırlaştıma Ve En Uygun Yöntemler,kısırlaştırma,kısırlaştırmanın sebepleri,gebeliği önleme yöntemleri,Erkekte kısırlaştırma yöntemleri,Erbezlerinin dokuları,prostat bezi,spermatozoitsiz nedir,erkekte cinsel güçsüzlük, Erkekleri kısırlaştırma ameliyatı,gebelik önleme teknikleri­,fallop boruları,Kadının kısırlaştırılması,damar bozuklukla­rı,diyabet, verem, böbrek hastalıkları » By admin » Sağlık,Bitkisel Çaylar

Kısırlaştıma Ve En Uygun Yöntemler

KISIRLAŞTIRMA
Nüfusun son derece büyük bir hızla arttığı ve gebeliği önleme yöntemleri eğitiminin hemen hemen olanak dışı olduğu ülkelerde, doğum kontrolü soru­nuna önemli fakat aşırı bir çözüm geti­rilmiştir. Bu çözüm kısırlaştırmadır. Erkekte kısırlaştırma basit, tehlikesiz ve ağrısız bir ameliyatla gerçekleştirilir. Yerel anestezi ile gerçekleştirilen ameli­yat hiç bir kötü fiziksel sonuç doğurmaz. Ameliyat sırasında operatör spermatözoitleri salgılandıkları erbezlerinden siyeğe ileten meni kanallarını bağlar. Ameliyat dış organlar üzerinde yapıldığından tehlikesizdir. Erbezlerinin dokuları incinmediği için, kana hormon salgılamaya devam ederler. Bu ameliya­tın cinsel ilişkiler üzerinde de hiç bir olumsuz etkisi olmaz; çünkü prostat bezinin ürettiği spermatozoitsiz sıvı meni görevi görür ve böylece cinsel birleşme doğallığından hiç bir şey yitirmemiş olur. Bu durumda erkek bütün erkeklik gücünü korur, ama çocuk yapma yeteneği ortadan kalkar.Eğer ameliyattan sonra erkekte bir cinsel güçsüzlük görülürse, bunun ne­deni sadece psikolojik olabilir.

Erkekleri kısırlaştırma ameliyatının pa­rasız yapıldığı Hindistan’da hükümet ayrıca kısırlaşmak isteyen her erkeğe ikramiye vermekte ya da bir transistorlu radyo armağan etmektedir.Bununla birlikte, çocuk yapma yeteneklerinin göz göre göre ellerinden alınmasını kabul edenlerin sayısı çok azdır. Çoğu zaman en basit gereksinmelerini bile karşılayamayacak durumda olan üçün­cü dünya ülkelerinin erkekleri, fiziksel üstünlüklerine büyük önem verirler ve onun bir, parçasını feda etmeye razı olmazlar. Üstelik kısırlaştırma kesin ve kalıcı bir ameliyattır; çünkü bağlanmış kanalların yeniden açılıp çalışır duruma getirilmesi güçtür. Avrupalı erkekler de kısırlaştırılmaya karşı çıkmaktadırlar.
Kısırlaştıma
Ancak karılarının kısırlaştırılması söz konusu olduğu zaman daha fazla hoşgörüyle davranmaktadırlar. Kadının kısırlaştırmasında, cerrah fallop borularını bağlar. Böylece, ne döllenecek yumurtacıklar spermatozoitlere doğru inebilirler, ne de spermatozoitler yumurtacıklara ulaşabilirler. Fallop borularının bağlanması hastaneye yatmayı, genel anestezi uygulamayı ve karın çeperinin açılmasını gerektiren bir ameliyattır. Bu yüzden bu ameliyatın gerekli başka bir ameliyat, örneğin bir sezaryen ameliyatı sırasında yapılması tercih edilir..

öte yandan kısırlaştırma iyileşmez akıl hastalıkları ya da zekâ geriliği hallerin­de başvurulması gerekli bir durum olmaktadır. Ancak bu sorun çeşitli tartışmalara yoj açmaktadır. Uyşulama-da bazı devletler ağır akıl hastaları için kısırlaştırmaya izin vermektedirler. An­cak bu durumlarda ameliyatın hastanın istemi dışında, adli bir merciin ya da bir hekimin karar vermesi üzerine yapılma­sı, sorunun hukuki yönünün çözümünü zorlaştırmaktadır.
Kısırlaştırma ameliyatına karar veren çiftlerin doktora danışarak, kısırlaştırma işleminin kadına mı, yoksa erkeğe mi uygulanmasının doğru olacağını sapta­maları yerinde bir davranış olur. Günümüzde gebelik önleme teknikleri­nin büyük bir hızla gelişmesi nedeniyle,kısırlaştırma ancak bütün öbür olanak­lar denendikten sonra başvurulabilecek bir çare haline gelmiştir. Gebeliği önlemenin bazı güçlüklere yol açtığı hallerde bile, biraz daha sabret­mek bu son çareye başvurmaktan çok daha iyi bir yoldur; çünkü kısırlaştırma­yı gereksiz kılacak yeni bir buluşun ortaya çıkması pekâlâ mümkündür. Sırası gelmişken, kısırlaştırman erkeğin bu durumuna son vermenin bugün için olanak dışı bulunduğunu bir kere daha belirtelim. Aynı durum çoğu zaman kadın kısırlaştırılmasında da söz konu­sudur. Ancak fallop borularının dölyatağına çok yakın yerden bağlanmış olması halinde, kadının yeni bir ameli­yatla eski durumuna döndürülmesi mümkündür. Fakat bu ameliyatın başarı “oranı en iyimser bir tahminle yüzde yirmidir.

Bir süre önce isteyerek ameliyat olup kendisini kısırlaştıran, sonra da yaşam koşulları değiştiği için (boşanma, bir çocuğun ölmesi v.b.) kısır olduğuna üzülen, pişman olan ve kısırlığın gideril­mesini isteyen kadınların sayısı hiç de az değildir.
Kısırlaştırma ameliyatını kabul eden doktor her iki eşin isteklerini de hesaba katmalı ve ameliyatın eşlerden birinin baskısıyle yapılmadığına emin olmalı­dır. Kısırlaştırma ameliyatının yapılma­sını gerektiren bu koşula kadın ne kadar gençse o kadar çok uyulması gerekir. Doktorlar kısırlaştırma ameliyatını daha çok otuz beş yaşını geçmiş ve özellikle kırk yaşını aşkın kişiler üzerinde uygu­larlar. Çünkü geri zekâlı çocukların doğma tehlikesi bu yaşlardan sonra daha da artar.

Kadının kısırlaştırmayı hiç istemediği, ama sağlık nedeniyle bunun gerekli görüldüğü hallerde (diyabet, verem, böbrek ya da kalp ve damar bozuklukla­rı v.b.) doktor güç durumda kalır. Böyle durumlarda tıbbi açıdan anne olmasına imkân olmayan kadının düşünerek ve danışarak bu karara varmasını beklemek en uygun yoldur.

About the Author

admin

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>