Özgürlükten Başıbozukluğa,sansür,özgürkük,başıbozukluk,cinsel sevişme,Cinsel özgürlük,cinsel sorunlar,sexshops,seks dükkânla­rı,yapma penis,cinsel zevk sağlayıcı, cinsel sapma,şehvet nedir,cin­sel normallik, mastürbasyon,Şehvet içgüdüsü,estetik » By admin » Sağlık,Bitkisel Çaylar

Özgürlükten Başıbozukluğa

ÖZGÜRLÜKTEN BAŞIBOZUKLUĞA
Müslüman ülkelerde dinsel ibadeti er­kekler yönetir. Ama kadınlarda, günlük yaşamlarında dinsel ilkelere saygı duyarlar. Müslümanlıkta, çıplaklık hoşgörülmez. Afrika’nın Akdeniz kıyıları üze­rindeki plajlarda, Arap ya da Berberî ka­dınlar denize günlük giysileriyle girer­ler. Mayo sadece gençlerin sırtında gö­rülür.
Batı Avrupa’da ve A.B.D.’de giysi öz­gürlüğü törelerdeki gevşemenin değişik bir görünümü olarak yorumlanabilir. İkinci Dünya Savaşının sonlarına kadar sansür sinema filmlerinde ancak dudak dudağa öpüşmeye izin veriyordu. Bu gün ise beyaz perdede, cinsel sevişmeyi neredeyse en ince ayrıntılarına kadar seyredebilme olanağı doğmuştur. Cinsel özgürlüğün izlerini öncü tiyatrolarda da görmek mümkündür. Avrupa ve Ameri­ka’nın büyük kentlerinde klüp adı veril­mekle birlikte herkese açık olan salon­larda cinselliği ön plana alan gösteriler düzenlenmektedir. Hamburg ya da San Francisco’da rengârenk ışıklı panoları bulunan bu kulüpler, halka aşırı derece­de açık saçık filmler göstermektedirler. Oysa, yirmi yıl kadar önce bu filmlerin gösterilmesi düşünülemezdi. Her türlü cinsel zevk sağlama nesneleri­nin satıldığı “sex-shops” (seks dükkânla­rı) ilk kez Danimarka’da açılmış ve ya­vaş yavaş bütün Avrupa’ya yayılmıştır. Bu dükkânlarda, cinsellikle ilgili kitap­lar, fotoğraflar, ses bantları, cinsel zevk sağlayıcı yapma penis v.b. gibi nesneler satılmaktadır. Başlangıçta şaşkınlık ya­ratacak kadar büyük ilgi gören bu dükkânlar yavaş yavaş gözden düşmüş­tür. Çünkü aşırı özgürlük düş gücünü köreltmiştir. Bir “sex-shop”a giren genç bir erkek buradan düş kırıklığına uğra­yarak çıkabilir. Oysa, yüzyıl önce, bir merdivenden inmekte olan güzel bir ka­dının ayak bileklerinin görülmesi bir de­likanlının yüreğini hoplatmaya yetiyor­du.
Günümüzde, cinsel sapma kavramı sı­nırlarını aşma eğilimi göstermektedir. Çünkü kişilerin özel zevkleri “normal” olarak adlandırılan ölçünün anlamını ortadan kaldıracak kadar çeşitlilik gös­termektedir, örneğin, ünlü Fransız dü şünür ve bilgini Descartes’ın şaşı kadın­lara karşı zaafı vardı; çünkü gençliğinde şaşı bir genç kızı sevmişti. Bu durumda, düşünürün sapık olduğunu mu söyleye­ceğiz? Tabii ki hayır. İnsanın yapısı duy­duğu ilgileri ve hoşlandığı duyguları ge­liştirmeye yöneliktir. Bir yemek yeme sanatından sözedildiği gibi, sevme sa­natından da sözedilir; hatta, cinselliğin iyi yemek yeme merakının, şehvet düş­künlüğünün de pisboğazlığın karşılığı olduğu söylenebilir. Hayvanlar da cin­sel “normallik” modeli olarak düşünüle­mez. Çünkü bazı türlerde, özellikle me­melilerin bazılarında, mastürbasyon ya da homoseksüellik olayları görülür. Şehvet içgüdüsünün incelenmesi henüz yenidir. Tanınmış ingiliz yazarı Oscar VVilde, 1900 yılında, Paris’te bir otel odasında yalnızlık ve sefalet içinde, kırk dört yaşında ölmüştür. Büyük bir şair olan VVilde zamanında, bir estetik ustası sayılırdı. Bütünüyle güzellikten esin alan sanatıyle özel davranışları arasında sıkı bir ilişki bulunduğu birgerçektir. VVilde’in Lord Douglas’la olan ilişkisi büyük bir skandala yol açmıştır. VVilde, devrin ahlâk anlayışına aykırı düşen dav ranışları nedeniyle yargılanmış ve iki yıl kürek cezasına çarptırılmıştır. “Boğma­ğa, bastırmağa çalıştığımız her arzu zih­nimize yerleşerek bizi zehirler. Kötülük eğiliminden kurtulmanın tek yolu, bu eğilime boyun eğmektir” diye yazan şair bugün yaşamış olsaydı herhalde cinsel davranışı yüzünden yargılanmazdı. Yüz yıl önce bu tür tavranışları sadece tutu­cu ingiltere’nin önlemeye çalıştığı sanıl-mamalıdır. Birinci Dünya Savaşından önce, Eulenburg skandali Berlin’de bü­yük bir gürültü koparmıştır, imparator VVilhelmll’nin çevresindeki birçok önemli kişi homoseksüellikle suçlanmış­tır. Fransa’da da aynı türden olaylar gö­rülmüştür. Ancak Fransa örneğin şair Verlaine ve Rimbaud’ya karşı hoşgörüy­le davranmıştır. Verlaine gizli şiirlerinde genç erkek çocuklarla olduğu kadar, kız larla olan ilişkilerini de dile getirmiştir. Her iki cinsiyetle de ilişkide bulunan er­keklerin sayısının hiç de az olmadığını unutmamak gerekir.

About the Author

admin

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>